Karahasanlılar, yerleşik hayata geçmeden önce, Elbistan’ın Kistik köyü sınırları içindeki “Tahtalı” mevkiini kışlak olarak kullanmışlardır. Daha sonra ise bazen Aktepe (Lalolar) köyü ile Kantarma köyü arasında bulunan “Eski Evler” olarak adlandırılan yerde bazen de Tahtalı mevkiinde kalmışlardır.

Karahasanlıların ilk yerleşim yerleri olan “Tahtalı” ve “Eski Evler”e ait bir harita
Tahtalı’da yaşadıklarına dair çadırların üstüne kurulduğu taş duvar (peyk) kalıntıları günümüze kadar intikal etmiştir.

Karahasanlıların Dızolar köyü, Tahtalı mevkiindeki ilk yerleşim yeri
Karahasanlıların, kışlak olarak kullandıkları Tahtalı mevkiinde yerleşim kalıntılarının hemen yanında kendilerine ait bir mezarlık bulunmaktadır. Bu mezarlıkta yerleri tespit edilebilen elli mezar ile yerleri belli olmayan en az yirmi mezarın daha bulunduğu sanılmaktadır. Bu da onların burayı kışlak olarak kullandıklarını göstermektedir. Mezarlığın büyük bir bölümü yıllar içinde civardaki kişiler tarafından, işgal edilmiştir. Buna rağmen bazı mezar taşları ve mezarlık alanını çevreleyen taş duvar kalıntıları günümüze kadar varlığını korumuştur.

Bu mezarlığın etrafı 2022 yılında, Karahasanlılar tarafından taş duvarlarla çevrilerek, koruma altına alınmıştır.
Bu mezarlıkta, yaklaşık 3 metre uzunluğunda, 90 cm eninde ve 40 cm kalınlığında yere doğru yatmış bir balbal (mezar taşı) bulunmaktadır. Bu mezar taşının üzerindeki yazılar çıplak gözle okunamayacak derecede silinmiştir. 2025 yılında Almanya’da faaliyet gösteren uzman bir kuruluş tarafından, mezar taşının fotoğrafları üzerinde yapılan analiz sonucunda, taşın ön yüzünde tarihî öneme sahip «Bin Mustafa» ibaresi ile «Hicrî 850» tarihinin yer aldığı tespit edilmiştir[1].Daha önce yapılan incelemelerde ise taş üzerinde“… oğlu Memed” yazısının bulunduğu belirtilmiştir[2][3]. Bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler birleştirildiğinde taşın üzerindeki ismin “Mustafa oğlu Memed” olduğu anlaşılmaktadır. Taşın üzerindeki Hicri 850 (Miladi 1446) tarihi ise Mehmed Bey’in doğum tarihine işaret etmektedir[*].

Ayrıca taşın üzerinde, aşağıda gösterildiği üzere, bir dış daire, bir üçgen, bir X ile bir iç daire işaretini andıran geometrik işaretlerden oluşan bir şekil bulunmaktadır. Yapılan analizlerde; dış dairenin bütün Karahasanlıları, eşkenar üçgenin Alibeg, Karahasan ve Ömer kardeşlerden oluşan üçlü otoriteyi, X motifindeki dört kolun Karahasan’ın dört oğlunun meydana getirdiği birliği, merkezdeki iç dairenin ise beyi, yani Karahasan’ı simgelediği değerlendirilmiştir.

Aşağıda görüldüğü üzere, solda “S”, sağda da altı kapalı “X” (Kırkık) şeklindeki sembollerden oluşan Beğdililerin tamgası, neredeyse taş üzerindeki şekille aynı çizgilerden meydana gelmektedir. Ayrıca çizgilerin yönlerinin de büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir. Dolayısıyla, Karahasanlıların Beğdili boyuna mensup olduklarını ifade etmek amacıyla tasarlanarak taşa işlendiği düşünülmektedir.

Karahasanlılar, Tahtalı mevkiinde bulundukları sırada sivrisineklerin sıtmaya yol açması nedeniyle Söğütlü Çayı’nın karşı yakasında bulunan Eski Evler denilen yere taşınmışlardır. Ancak buranın su kaynaklarına uzak olması sebebiyle bir–iki yıl sonra yeniden Tahtalı mevkiine dönmüşlerdir. Karahasanlılar, günümüzde Karahasanuşağı köyünün bulunduğu yere yerleşmeden önce son olarak Eski Evler mevkiinde ikamet etmişlerdir[4].
Karahasanlıların, XVI. yüzyılın sonlarında (1597) günümüzde yaşadıkları bölgede bulundukları ve kısmen yerleşik hayata geçtikleri anlaşılmaktadır. Zira bu döneme ait kaynaklarda Karahasanlılar, Maraş vilayetinin kasabaları arasında zikredilmektedir[5]. 1698 yılı vergi kayıtlarına göre Elbistan’da yerleşik olarak görünen Karahasanlılar[6], 1702 yılında da yerleşik hayata devam etmişlerdir. Çünkü bu yıl, iskân edilmeyi kabul etmeyen cemaatlerin Kıbrıs Adası’na yerleştirilmeleri için yürütülen faaliyetlerde, diğer bazı cemaatlerle birlikte Karahasanlılara da görev verilmiştir[7]. Bilindiği üzere devlet, bu tür görevleri genellikle yerleşik hayata geçmiş oymak ve cemaatler aracılığıyla yürütmekteydi. 1854 yılında Karahasanlıların bir kısmının Kullar köyünde yerleşik olduğu görülmektedir[8]. Dolayısıyla XVI. yüzyılın sonlarına doğru yerleşik hayata geçen Karahasanlılar, bu yaşam biçimini sonraki dönemlerde de sürdürmüşlerdir.
______________________________________
[1]Digital Epigraphy and Cultural Heritage Documentation Unit (Dijital Epigrafi ve Kültürel Miras Belgeleme Birimi), Düsseldorf, Almanya, Rapor No: 2025-TE-03-FED (Taşın üzerindeki; birinci satırda «هو الباقي» «Hüve’l-Bâkî» (Bâkî olan Allah’tır), ikinci satırda «مرحوُم و مغفور …» «Merhûm ve mağfûr» (Rahmetli ve affedilmiş), (üçüncü satırda satırdaki isim tam olarak okunamamıştır) ve dördüncü satırda «بن مصطفى» «Bin Mustafa» (Mustafa oğlu) yazıları ile Hicri 850 /Miladi 1446 tarihi okunabilmiştir.)Bu çalışma, Ahmet oğlu İbrahim Şahin tarafından yaptırılmıştır.
[2] Henüz yazıları okunur durumda iken, bu mezar taşının üzerinde, “… oğlu Memed” ibaresinin olduğu belirtilmiştir. [Ali Kılınç (Ali oğlu)]
[3] 2009 yılında, çıplak gözle yapılan incelemede, mezar taşının üzerinde “Memed” ibaresinin bulunduğu ifade edilmiştir. [Ahmet Şahin, İrfan oğlu]
[*] Mehmet Bey, 1515 yılında Turna Dağı Savaşına katıldığı için bu tarih onun ölüm tarihi olamaz.
[4] Türk, Hasan (Kahraman oğlu,1924 d.), Doğan Hacı (Bektaş oğlu)
[5] Şerefeddin Han, Şerefname, Yaba Yayınevi, İstanbul 2006 s. 196
[6] Rışvanoğlu, Mahmut, Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm, 1978, s. 201’de, “Beğdili Oğuz boyunun Yeni-İl kolunun obaları içindeKarahasanlu adında bir Türkmen obası geçmektedir ki buradaki Karahasanlar ile ilgili olsa gerekir. Çünkü bu obayı 1698 senesinde Elbistan tarafında yerleşmişti…” demektedir.
[7] BOA,MM Defterleri nu. 8458 s. 169-170
[8] Maraş Ahkâm Defteri, Numara: 2, s. 2