Karahasanlıların Kurduğu Köyler

Karahasanlıların Kurduğu Köyler   

Karahasanlılar ilk kez Lalolar mezrası ile Kistik (Dızolar) köyü arasındaki Tahtalı mevkiinde yerleşik hayata geçmişlerdir. Daha sonra Lalolar (Aktepe) köyünün “Eski Evler” olarak adlandırılan bölgesine yerleşmişlerdir. Bir süre sonra ise Karahasanuşağı köyünün bugün bulunduğu yere gitmişlerdir. Zamanla kalabalıklaşan Karahasanlılar, parçalara ayrılarak günümüzde yaşadıkları yerleşim birimlerini meydana getirmişlerdir. Karahasanlıların bir kısmı ise başka toplumların yaşadığı köylere yerleşmiştir.

Aşağıdaki 1563 yılına ait haritada da görüldüğü üzere, o sıralarda Karahasanlı köylerin hiçbiri henüz yerleşik durumda değildi.

1563 yılına ait Elbistan haritası[43]

______________________________________

[43] Yinanç ve Elibüyük, age. II. Cilt s. 581 (Yazıları zor okunan bu harita aslına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.)

       a) Karahasanuşağı Köyü/Elbistan  

Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesine bağlı olan Karahasanuşağı köyü, il merkezine 189 km, ilçe merkezine de 42 km uzaklıktadır. Doğusunda Hasanalili ve Tapkıran, batısında Gücük ve Köseyahya, kuzeyinde Kantarma ve güneyinde Tapkıran köyleri bulunmaktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisindedir. Söğütlü Çayı’nın iki yakasına kurulu olan köyün arazi yapısı, hayvancılık için elverişlidir; tarım arazisi ise sınırlıdır. Sulu alanlar dışında kayda değer kalıcı bir bitki örtüsü mevcut değildir. Köyde ilk ve ortaöğretim okulu, elektrik şebekesi, sabit telefon, içme suyu ve kanalizasyon şebekesi mevcuttur. Köye ulaşımı sağlayan yolun tamamı sathi asfalt ile kaplıdır.

Karahasanuşağı Köyü’nden bir görünüş

XVI. yüzyıla ait haritalarda bu köyün bulunduğu yerde herhangi bir yerleşim birimi yer almamaktadır. Köydeki Afet Evleri’nin yerinde bulunan eski yerleşim kalıntılarının Hititliler, Romalılar, Bizanslılar ve Ermenilerden kaldığı düşünülmektedir. Bu köy, Karahasanlıların ilk yerleşim yeridir. Karahasanlıların yaklaşık olarak XVIII. yüzyılın ikinci yarısında burada yaşayan Sadakaların yanına yerleştikleri sanılmaktadır. Köyün adı, 1869-1874 yılları arasındaki kayıtlarda Atmalu[44], 1884  yılından  itibaren  de

______________________________________

[44] 1285-1290 (1869-1874) yılları arasındakiHalep Salnameleri

Karahasanuşağı olarak geçmektedir[45]. Aradaki 10 yıllık dönemde köyün hangi isimle anıldığı tespit edilememiştir.  

Karahasanlıların tamamı önce bu köye yerleşmiştir. Ancak İbiş ve Emirhan’ın idam edilmesinden sonra, XIX. yüzyılın hemen başında Mıstıklardan olan Hakkoymazlar Andırın tarafına gitmiştir. Aynı dönemde hem otlakların yetersiz kalması hem de nüfusun artması nedeniyle köy dar gelmeye başlamıştır. Bu nedenle 1810 yılından itibaren bazı aileler buradan ayrılarak, o sırada boş durumda bulunan Çopur, Türkveren, Kenolar, Kangal ve Lalolar köylerine yerleşmiştir.

Köyde yaşayan kabile ve aileler şunlardır:

1- Karahasanlılar;

Mıstasıllar: Güven, Kaçar, Savur ve Yılmaz soyadlı aileler,  

Birimler ve Guççolar: Akbaş, Aktaş,Altun,Baykuş, Ceviz, Çifçi,Dağ, Doğan, Gülbeyaz, Güngören, Kaş,Kömürcü,Köse,Konca, Kostuk ve Ormancısoyadlı aileler,

Mıstıklar: Biber, Çakı, Dal, Gül, Kabak, Kılınç,Karataş, Sönmez, Sağın, Şahin ve Türk soyadlı aileler,  

Kamıklar: Kahraman soyadlı aileler,

2- Nordinliler; Bal ve Öztaş soyadlı aileler,

3- Şarkiyanlar; Çetin veÇoban soyadlı aileler,

4- Diğerleri; Alma,Akçay, Aslan, Kama,Katı, Kuş, Maviş,Sancak ve Yaşar soyadlı aileler.

b) Türkören Köyü/Elbistan

1845 yılında Karahasanuşağı köyünden ayrılan bir kısım Karahasanlıların, 1850 yılından itibaren bu köye yerleşmeye başladıkları sanılmaktadır. Köye ilk yerleşenin, Nahurların dedesi Kör Asaf olduğu söylenmektedir. Kör Asaf, Karahasanuşağı köyünden ayrıldıktan sonra önce Çöplü, ardından Gündere (Avliya) köyüne gitmiştir. Kızı Sultan büyüyünce Avliya’da kalmayı uygun bulmamış ve Gavurviran’a (Türkören) yerleşmiştir[46].

Söğütlü Çayı’nın iki yakasına kurulu olan köy, çayın aktığı vadinin hemen sona erdiği noktada yer almaktadır. Arazi yapısı hem hayvancılık hem de tarım için elverişlidir. Ancak sulu alanlar dışında kalıcı bir bitki örtüsü mevcut değildir.

______________________________________

[45] 456 Numaralı Elbistan Kadı Sicili (1884-1890) Nu. 13-58-59-65-513

[46] Kahraman, Fidan, (Mehmet eşi)

Köyde yaşayan kabile ve aileler şunlardır:

1- Karahasanlılar;

Guççolar: Edizer ve Gülbeyaz soyadlı aileler,

Mıstıklar: Atan,Berktaş, Biber ve Bozkurt soyadlı aileler,

Kamikler: Altun, Biniş, Erdoğan ve Sarcan soyadlı aileler,

2- Nordinliler; Garipoğlu, Gül, Işık, İbik, İpek, Karakuş, Özcan (Koca Mamolar), Özcan (Eşe Fatmalar), Tıraş ve Yıldırım soyadlı aileler.

3- Kizirler; Taş soyadlı aileler,

4- Diğerleri; Çoban, İşbaşaran, Özsoy, Pakin, Polat ve Yıldız, soyadlı aileler.

Türkören Köyü’nün batı yönünden görünüşü

Daha önce bu köyde yaşayan Taş soyadlı Şerife’nin oğlu Derviş ile ailesi, Atan soyadlı Kellor Keyfo’nun oğlu Hasan ve Özcan soyadlı Eşe Fatma’nın oğlu Mehmet Adana’ya; Sıvacı soyadlı Eşref’in çocukları da Malatya ve Kırıkhan’a göçmüşlerdir.

Elbistan ilçesine bağlı olan Türkören köyü, il merkezine 160 km, ilçe merkezine de 19 km uzaklıktadır. Doğusunda İkizpınar, batısında Demircilik ve Gündere (Evliya), kuzeyinde İncecik ve Aksakal, güneyinde Bakış ve Özbek köyleri vardır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde olmasına rağmen köy, diğer Karahasanlı köylerine nazaran daha ılık bir iklime sahiptir. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde ortaöğretim okulu, Kültür evi, elektrik şebekesi, sabit telefon ve içme suyu ve kanalizasyon şebekesi bulunuyor. Köye ulaşımı sağlayan yolun tamamı asfaltla kaplıdır.

Köy, Ermenilerden kaldığı sanılan örenler üzerine kurulmuştur. Zira, XVI. asır belgelerinde köyün bulunduğu yerde, Kafirviranı; adında bir yerleşim birimi bulunmaktadır. Aynı yüzyılda, Bayındır boyuna bağlı Akça Koyunlu Cemaati’nin burayı kışlak olarak kullandığı ve ziraatla uğraştığı görülmektedir[47]. Köyün adı, 1530 yılında Kâfirviranı[48], 1904 yılında Gavurviranı[49],1906-1908 yılları arasında yine Kâfirviranı[50], 1931 ve 1955 yılları arasında Gavurören[51],daha sonraki dönemlerde önce Türkviranı, sonra Türkveren, daha sonra da Türkören olmuştur. Türkveren köyü, 1932 yılında muhtarlık statüsüne geçmiş. İkizpınar, Kangal, Aktepe (Lalolar), Tepeler (Domolar) ve Kavaktepe de mezra olarak bu muhtarlığa bağlanmış.

Köyde bulunan, kesme taşlardan oluşan eski yapı kalıntılarının, Bizans ve Ermenilerden kaldığı sanılıyor. Türkören-İkizpınar (Çopur) yolu üzerinde ve yolun en yüksek kısmında bulunan, yöre halkının Tepediye adlandırdığı bir höyük mevcuttur. Yapılan izinsiz kazılar sonucunda, höyüğün altında birkaç odadan oluşan bir yaşama alanı açığa çıkınca, burası, koruma altına alınmıştır. 1999 yılında da ilgili resmî kuruluşlar tarafından “Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmiştir. Bunun dışında köyün kuzeydoğusunda, Kavaktepe (Kenolar) yolu üzerinde bir höyük ile köyün güneydoğusunda köye çok yakın mesafede bir tümülüs bulunmaktadır. Türkören ile Demircilik köylerinin arazi sınırında bulunan ve Han Pınarı denilen bir pınar ile tarihi bir konaklama yeri mevcuttur. Aydın’dan İran’a kadar uzanan ipek yolunun buradan geçtiği rivayet edilmiştir. Ayrıca, Türkören-İkizpınarı yolu üzerinde, köyün bir km kadar doğusunda, bir pınar ile bir yatır bulunmaktadır.Yöre halkı, pınar suyunun ve yatırdaki toprağın şifalı olduğuna, dolayısıyla sıtmaya yakalananların pınarın suyu ile yüzlerini yıkayıp, yatırın toprağını yüzlerine sürdüklerinde şifa

______________________________________

[47] BOA. TKA, TD, nr. 116, vr. 139a-b, sene 971 (1563- 64)

[48] 1321 (1904) yılı Halep Salnamesi.

[49] 998 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bekr ve Arab ve Zü’l-Kadiriyye Defteri’ndeki 1530 yılına ait harita.

[50] 468 (04739) Numaralı Elbistan Şer’iye Sicili Defteri. S. 21

[51] TBMM arşivi, 1931 ve 1955 yıllarına ait Elbistan haritaları.

bulduklarına inanmaktadır. Bu yüzden zamanla bu pınara Sıtma Pınarı adını vermişler. Yatırın adının ise Abdulkadir Cürgüşolduğu rivayet edilmiştir[52].

c) İkizpınar (Çopur) Köyü/Elbistan

Daha önce Türkveren muhtarlığına mezra olarak bağlı olan İkizpınar, birkaç yıl sonra ayrı bir muhtarlık haline gelmiştir. Kavaktepe, Kangal ve Aktepe mezraları Türkveren’den ayrılıp bu muhtarlığa bağlanmıştır.

İkizpınar, Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesine bağlıdır.İl merkezine 168 km, ilçe merkezine de 27 km uzaklıktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi, susuz tarım ile hayvancılığa dayanmaktadır. İlköğretim okulu[*], elektrik şebekesi, sabit telefon ve içme suyu şebekesi bulunan köye ulaşımı sağlayan yolun tamamı sathi asfalt ile kaplıdır. Doğusunda Yalak ve Sevdilli, batısında Türkören, kuzeyinde Kavaktepe, güneyinde Köseyahya ve Özbek köyleri bulunmaktadır. Köyün karşısında Roma döneminden kaldığı sanılan orta büyüklükte bir tümülüs yer almaktadır.

İkizpınar Köyü’nden bir görünüş

Aşağıda bahsedilen cemaatlerle ilgili belgelerde belirtildiği üzere, köyün adı Çopur olarak geçmektedir. Karahasanlılar buraya

_____________________________________

[52] Ali oğlu Aligül Biniş (1928) rivayet etmiştir.

[*] İbrahim Çoban (Eğitmen) Bu ilkokulun 1939 yılında açıldığını söylemiştir.

yerleşince bu ismi aynen kullanmışlardır. Kanuni döneminde (1520-1566), Karkın boyuna bağlı Karkın Cemaati ile Dodurga    boyuna bağlı Boznak cemaati, Aynü’l-Arüs nahiyesinin Çopur köyünde kışlamışlardır[53]. 1563-64 yıllarında da Yüreğir boyuna bağlı Koçlu Cemaatinin, Çopur’da kışladığı ve ziraatla uğraştığı[54], 1532 yılında Varsak boyuna bağlı Bozdoğan cemaatinin de Çopurderesi’ni yaylak olarak kullandığı kaydedilmiştir[55].

Bu köy, Karahasanuşağı köyünden ayrılan ilk köydür. Guççoların Yusuf, Ali Şarelerin öldürülen çocukları için yaptığı şahitlik yüzünden, bir daha Karahasanuşağı köyüne dönmemiş. Önce Göksun ilçesinin Fındık köyüne yerleşmiş. Burada bir süre kaldıktan sonra da Çardak köyüne gitmiş. Bir iki yıl geçtikten sonra da Çopur’daki Alıçdalı denilen yere bir kom yapıp oraya yerleşmiş[56]. Burası daha sonra Yusuf’un Komu olarak anılmaya başlanmış. Ancak burada su olmadığı için hem kendileri için hem de hayvanları için gerekli olan suyu kendilerine hayli uzak olan Söğütlü Çayı’ndan getiriyorlarmış. O sıralarda Çopur köyünün şimdiki yeri, Sıli Cıvelerin arazisi imiş. Bu arazinin içinde bir pınar varmış. Sıli Cıve, su sıkıntısı çeken Guççolara, “Gelin pınarın yanına yerleşin ve pınarın suyunu kullanın!” demiş. Bunun üzerine, Yusuf ailesini alıp, 1810 yılında Çopur köyünün şimdiki bulunduğu yere yerleşmiş. İlerleyen zamanda bir kısım Mıstıklı ve Şamlu (Şemüklü) aileler de gelip, buraya yerleşmiş. Bu köyü kurup ilk yerleşen Guççoların Yusuf (1750? d.) olduğu için, buraya Guççoların köyü” denilmiş[57].

Köyde yaşayan kabileler şunlardır:

1- Karahasanlılar;

Birimler ve Guççolar: Karakoç, Altun, Ormancı, Çiçek, Değer, Deniz ve Edizer soyadlı aileler,

Mıstıklar: Bozkurt,Topaslan ve Toparslan soyadlı aileler,  

2- Şamlular; Çoban ve Eroğlu, soyadlı aileler,

3- Şarkiyanlar; (Ala Kırlar) Çoban soyadlı aileler.

_____________________________________

[53] BOA, TD, nr. 419, s. 271,279,280 Kanuni Devri (1520-1566)

[54] TKA, TD, nr. 108, vr. 354a, sene  (1653-64); Halaçoğlu, AACO, Cilt 4 s. 1483

[55] BOA, TD, nr. 402, s. 1095, sene 938 1532)

[56] Nebi Değer, (Yusuf oğlu)

[57] İbrahim Çoban, (Eğitmen) –  Nebi Değer, (Yusuf oğlu)  

Daha önce burada yaşayan Bozkurt soyadlı Boz Mehmet İstanbul’a; Değer soyadlı Kurtişler, Doğan soyadlı Kıymet’in çocukları ve Karakoç soyadlı Kami Mıstikelerin büyük kısmı önce Adana’ya, daha sonra da başka şehirlere; Çiçek soyadlı Kör Nebi’nin oğlu Yaşar ve çocukları da Türkören’e göç etmişlerdir.  

d) Aynü’l-Arüs[*] (Aynarız) Mezrası/Elbistan

Aynü’l-Arüs, XVI. yüzyıl kayıtlarında hem nahiye hem de köy olarak geçmektedir. Aynı yüzyılda mezranın yerinde Aynü’l- Arüs diye bir yerleşim merkezinin mevcut olduğu; burada vakıf malı olan bir değirmen bir bahçe ile bir arazinin bulunduğu kaydedilmiştir[58]. Ayrıca, XVI. yüzyılın ortalarında Elbistan yörüklerinden Bayram Hacılu’nun burada kışlayıp ziraatla uğraştığı belirtilmektedir[59].

Bu yerleşim yerinin 200 metre aşağısında bulunan ve Roma döneminden kaldığı sanılan bir höyük bulunmaktadır. Höyük çevresinde insan eliyle konulmuş sıralı büyük taşlar mevcuttur.

Aynü-l Arüs (Aynarız) Mezrası’ndan bir görünüş

______________________________________

[*] Gelin gözü. Göz, su gözü, pınar anlamında da kullanılmaktadır.

[58] Vakıflar Arşivi Defteri,590; Maraş Tahrir Defteri, s. 38,20, 360.

[59] Yinanç ve Elibüyük, age, s. 577; TKA, TD, nr. 108, vr. 358a-b ve 363b, sene 971 (1653-64)

Esas mesleği ayakkabıcılık olan Delibaş İbrahim (1850 d.), Karahasanuşağı köyünden ayrıldıktan sonra, çiftçilik yapmak üzere, Demircilik köyüne gidip, Çaputlu Çalı mevkiine yerleşmiştir. Bir-iki sene sonra Demircilikliler oradan gitmesi için, kendisini rahatsız edince, Gavurviran’a (Türkveren), bir süre sonra oradan da ayrılıp, Pernek mevkisine gitmiştir. Pernek’te 3-5 sene kadar kalınca, bu sefer Alhaslılar kendisini rahatsız etmeye başlamıştır. Bunun üzerine Kangal köyündeki Deli lakaplı İbrahim’in oğlu olan dayısı Şuko Mamo’dan yardım istemiştir. Dayısı ve çocukları yardım edeceklerini söyleseler de yerin uzak olması nedeniyle pek yardım edememişlerdir. Sonunda, dayısının oğlu Zırrık Ali, “Seni orada koruyamıyoruz. Gel! Aynü’l-Arüs’a yerleş!” demiştir. O da gidip, Aynü’l-Arüs’ün, sahipsiz olan üst tarafına yerleşmiştir. O sıralarda, Aynü’l-Arüs’ün aşağı kısmı Hakıkların (Karataşların) kışlak yeriymiş. Delibaş İbrahim’den çocuklarına yaklaşık altı yüz dönüme yakıntarla kalmıştır. Aynü’l-Arüs’tan geçen Türkören-İkizpınar yolunun üst tarafı oğlu Mısto’ya, alt tarafı da oğlu Yemliha’ya pay edilmiştir[60].

Günümüzde mezra statüsünde olan Aynü’l-Arüs, idari olarak İkizpınar köyü Muhtarlığına bağlıdır. Ancak, mezra sakinleri, Türkören nüfus kütüğüne kayıtlıdır. Elektrik şebekesi, sabit telefon ve içme suyu şebekesi bulunan mezranın İkizpınar ve Türkören köyü arasındaki yolları sathi asfaltla kaplıdır. Mezranın doğusunda İkizpınar, batısında Türkören, kuzeyinde Beştepe ve Aktil, güneyinde Köseyahya ve Özbek köyleri bulunmaktadır. İl merkezine 169 km, ilçe merkezine de 28 km uzaklıktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde olan mezranın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Tamamı Delibaşlardan oluşan mezra halkı, Edizer soyadını taşımaktadır.

e) Kangal Köyü/Elbistan

XVI. yüzyıl kayıtlarında, köyün bugünkü bulunduğu yerde, Aynü’l-Arüs nahiyesine bağlı, ziraat yapılan Kangal adlı bir köyün bulunduğu anlaşılmaktadır[61]. Buraya yerleşen Karahasanlılar köyün ismini olduğu gibi korumuşlardır.

___________________________________

[60] Abdullah Edizer, (1922 d. Mısto o.)

[61] 998 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Diyâr-i bekr ve ‘Arab… (937/1530) s. 128

Kangal köyünün arazisi, önceleri Türkveren köyünün tarım ve otlak alanıymış. Köye ilk gelen Maho oğlu Yusuf Ağaimiş. Yusuf Ağa, yirminci yüzyılın hemen başlarında Karahasanuşağı köyünden ayrılarak buraya yerleşmiş ve çiftçilik yapmaya başlamıştır[62]. Daha sonra ise Domolar köyünden gelen Karabay soyadlı Mısti Kamikeler ile Karahasanuşağı köyünden gelen Karataş soyadlı Kamiki Hamelerle Karolar buraya yerleşmişlerdir[63].  

Kangal Köyü’nden bir görünüş

Daha önce mezra olarak Türkveren muhtarlığına bağlı olan Kangal, sonra İkizpınar muhtarlığına bağlanmış. 1990 yılında da ayrı bir muhtarlık haline gelmiş ve Aktepe buraya bağlı bir mezra yapılmıştır.

Elbistan’a bağlı olan köy,il merkezine 173 km, ilçe merkezine de 32 km uzaklıktadır. Doğusunda Kantarma, batısında Demircilik, kuzeyinde Yalak ve Sevdilli, güneyinde Sünnet ve Karahasanuşağı köyleri bulunmaktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde bulunan köyün ekonomisi, susuz tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde ilköğretim okulu bulunmasına rağmen taşımalı eğitim yapılmaktadır. Köyü ilçeye ve komşu köylere bağlayan  yollar sathi

___________________________________

[62] Alaettin Edizer, (Mehmet oğlu)- Kamber Türk, (Hasan oğlu)

[63] Hacı Karabay, (Mısto o)

asfaltla kaplıdır. Köyde, içme suyu şebekesi, elektrik ve sabit telefon mevcuttur.

Köyde yaşayan kabileler şunlardır:

  1. Mıstasıllar; Güven soyadlı aileler,  
  2. Birimler; Ceviz soyadlı aileler,  
  3. Mıstıklar; Karabay, Sağın, Karataş ve Tekin soyadlı aileler.

f) Aktepe (Lalolar) Mezrası/Elbistan

Mezra, Karahasanuşağı köyünden ayrılıp gelen, 1859 doğumlu Hüso oğlu, Lallo (Ahraz)[*] lakaplı İbrahim tarafından kurulmuştur. Mezra adını Lallo’dan almıştır. Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesine bağlı olan mezra,il merkezine 198 km, ilçeye de 38 km uzaklıktadır. Mezranın doğusunda Kantarma ve Günaltı, batısında Kangal, kuzeyinde Sevdilli, güneyinde Karahasanuşağı köyleri bulunmaktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde kalan mezranın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

                                                                                                                            Aktepe (Lalolar) Mezrasından bir görünüş

Mezrada, ilköğretim okulu bulunmasına rağmen, taşımalı eğitim yapılmaktadır. Köyde, içme suyu, elektrik şebekesi ve sabit telefon mevcuttur. Köye ulaşımı sağlayan yolun büyük bölümü sathi asfalta kaplıdır.

___________________________________

[*] Lollo, “Ahraz” demektir.  

Köyde yaşayan kabileler şunlardır:

  1. Karahasanlılar (Guççolar): Güler, Gülbeyaz ve Şahan,
  2. Nordinliler: Öztaş soyadlı aileler,
  3. Kizirler: Kartal soyadlı aileler,
  4. Begiller: Aybakar soyadlı aileler.

g) Kavaktepe (Kenolar)[*] Köyü

Köy adını Kenoların dedesi olan Kenan’dan almıştır.  Kenan’ın oğlu Ali (1832), Karahasanuşağı köyünde iken kendisine salınan haksız bir salma yüzünden, Bitto lakaplı Mıstıkların ağası ile kavga etmiş ve Bitto’nun kafasına bir çadır direğiyle vurup yaralamıştır. Bitto’dan çekindiği için ailesiyle beraber Afşin ilçesinin Oğlakkayası köyüne göçmüştür. Aradan yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra Ali, akrabalarını görmek amacıyla Karahasanuşağı köyüne gitmiş ve bu ziyaret sırasında Bitto ile barışmıştır. Oğlakkayası köyüne döndüğünde ise, bir kavgada tarafları ayırmak isterken silahı kazara ateş almış ve çıkan kurşun bir başçavuşa isabet ederek ölümüne sebep olmuştur. Bunun üzerine Ali, ailesini alarak Karahasanuşağı köyüne kaçmış ve daha önce terk ettikleri evlerine yeniden yerleşmiştir.

Kavaktepe Köyü’nden bir görünüş

______________________________________

[*] Köy adını, Kenoların dedesi Kenan’dan almıştır. Zira köyün eski adı Kenolar’dır.  

Kizirli Kenan’ın oğlu Ali (1832 doğumlu), yaklaşık 1880 yılında Karahasanuşağı köyünden göç ederek buraya yerleşmiş ve köye ilk yerleşen kişi olmuştur. Ali’den sonra Mısta Sıllı İbonik’in oğlu 1849 doğumlu Taşo (Hutto), buraya gelmiş; Sülo Pınarı mevkiinde bir değirmen yaparak işletmiştir[64]. Birkaç yıl sonra değirmenin yakınına bir kom kurmuş ve buraya kalıcı olarak yerleşmiştir. Daha sonra Kizirlerden Ali’nin oğlu Asaf; Şarkiyanlardan Şıho’nun oğlu Nasır ve Sadakalardan Tutto’nun oğlu Hasan, 40 koyun karşılığında Mısta Sıllardan bu köyde bir yer satın alarak, yerleşmişler[65]

Kahramanmaraş ilinin Elbistan ilçesine bağlı olan Kavaktepe, il merkezine 171, ilçeye de 29 km uzaklıktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde olan köyün ekonomisi, tarım (özellikle Kayısıcılık) ve hayvancılığa dayalıdır. Doğusunda Yapılıpınar ve Toprakhisar, batısında Küçük Yapalak, kuzeyinde Beştepe ve Yoğunsöğüt, güneyinde İkizpınar köyleri bulunmaktadır. Köyde, ilköğretim okulu, içme suyu şebekesi, elektrik şebekesi ve sabit telefon mevcuttur. Köye ulaşımı sağlayan yolun büyük bir bölümü asfalt ile kaplıdır.  

Köyde yaşayan kabileler şunlardır:

  1. Karahasanlılar (Mıstasıllar): Şahin, soyadlı aileler,  
  2. Kizirler: Güneşli ve Kartal soyadlı aileler,  
  3. Nordinliler: Dönmez soyadlı aileler,   
  4. Şarkiyanlar: Çifçi soyadlı aileler.
  5. Diğerleri; Çoban/Yedigöz (Şotikliler)   

h) Alemdar Köyü/Afşin  

Afşin ilçesine bağlı olan Alemdar, ilçe merkezine 26 km mesafededir. 1846 nüfusa sahip olan Alemdar, 722 haneden oluşmaktadır. 1996 yılında belediye statüsüne kavuşturulmuştur. Belediyelik olduğu dönemde Fatih, Pınarbaşı ve Yunusemre adında üç mahallesi bulunmaktaydı. İlköğretim okulu ve sağlık ocağı bulunan Alemdar, 2014 yılında mahalle statüsüne dönüştürülmüştür.

Doğusunda Kışla ve Kalecik köyleri, batısında Çoğulhan Kasabası, kuzeybatısında Berçenek köyü, kuzeyinde Çomudüz köyü,

______________________________________

[64] Hasan Güneşli, (Şeyho oğlu).                           

[65] Mehmet Şahin, (Kara Mehmet, Ahmet oğlu)

güneyinde Karahöyük, Balıkçılköyleri yer almaktadır. Karasal iklimin hâkim olduğu kasabada, yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk geçmektedir. Köyün ekonomisi tarıma dayanmaktadır.

1530 tarihli bir haritada[66] ve 1563 tarihli resmi kayıtlarda[67] köyün adı Alemdar olarak kaydedilmiş. XIX. yüzyılın başında, Göğ Bekirlerin büyük dedesi Derviş[*] tarafından Köyün yeri, değiştirilerek, bu günkü yerinin kuzey-doğusundaki Kaplan mevkiine taşınmış. Derviş’in Ali adında bir oğlu; Ali’nin de Mehmet (Mamo) ve Mustafa (Mısto) adında iki oğlu olmuş.

Bu köyde, Derviş’in soyundan gelen ve Mamolar ile Mıstolar diye bilinen iki koldan oluşan, 550 civarında Karahasanlı yaşamaktadır. Buradaki Karahasanlılar,Göğ Bekirlerolarak anılmakta olup, soyadları Erdoğan’dır. Zaman içinde başka yerlerden gelenlerin de bu köye yerleşmesiyle hane sayısı artmış ve köy bu günkü mevcut haline gelmiştir[68].

Alemdar Kasabasından bir görünüş

______________________________________

[66] 998 Nu. Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bekr ve Arab ve Zü’l-Kadiriyye Deft.

[67] Yinanç ve Elibüyük, age, s. 549

[*] Derviş (1817?), Deli İbrahim’in en küçük oğludur. Abileriyle düştüğü bir anlaşmazlık yüzünden köyden ayrılarak, Darende’ye gider. Darende’de birkaç sene kaldıktan sonra, eski Alemdar’ın yerleşim birimine yakın bir yere gelir ve buraya yerleşir. Aligül Biniş, (Ali o) – Kamil Erdoğan, (Bayram o)

[68] Ramazan Erdoğan, (Göğ Bekirlerden)

  1. Kapıdere Köyü/Doğanşehir

Daha önce Tatlar’da oturan 1869 doğumlu olan Süleyman oğlu, Mehmet Ağa (Kapıdere), Muratı’da yaşayan dayısı İbiş Ağa’nın kızıyla evlenmiş ve onun yanında kalmıştır. 1930 yılının sonuna doğru buraya demiryolu hattı çekilince, orada yapılan istasyonun yanına yerleşmiş ve buraya kendi soyadı olan Kapıdere adını vermiştir. Ondan sonra buranın adı Kapıdere olarak kayıtlara geçmiştir. Bir süre sonra Ağcabeylerin bir kısmı da buraya gelmiştir.

Buradaki tren istasyonu, faaliyete geçince,1830 doğumlu Alibey’in çocukları Mamo, Mulla ve İbrahim (Kullo) Sulukahve ve Kapıdere’ye yerleşmiş. (Bunların soyadı Karataş ve Kara’dır.) Daha önce bu köyde yaşayan Ağcabeylerin tamamı buradan çeşitli şehirlere göçmüş. Daha önce Elbistan’a bağlı olan Kapıdere, 1962 yılında Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlanmış.

Köyde, ilköğretim okulu, içme suyu şebekesi, elektrik şebekesi, sabit telefon ve Adana-Malatya demiryoluna ait tren istasyonu bulunmaktadır. Ulaşımı sağlayan karayolunun tamamı asfalt ile kaplıdır. Dolayısıyla köyde ulaşım hem demiryolu ile hem de karayolu ile sağlanmaktadır.

Kapıdere Köyü’nden bir görünüş

Kapıdere köyü, Malatya’ya 104 km, Doğanşehir’e de 35 km uzaklıktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisindeki köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Günümüzde seyrelse de köyün etrafı ormanla çevrilidir. Elbistan-Doğanşehir yolu üzerindeki köyün, doğusunda Örencik, batısında Gövdeli, kuzeyinde Beğre ve Küçüklü, güneyinde Hamzalar köyleri bulunmaktadır.

       j) Beğre Köyü/Doğanşehir

       Tahrir kayıtlarına göre, 1563 yılında Beğre köyünün bugünkü yerinde aynı adla bir yerleşim biriminin bulunduğu görülmektedir[69]. 1868 yılı Halep Salnamesinde ise köyün adı “Bekre” olarak geçmektedir. Buradan anlaşıldığı üzere, Karahasanlı aileler buraya yerleştiklerinde köy ören hâlindedir.

       Halit (Bektaş o., 1835 doğumlu), kardeşi Ali’nin (1855 doğumlu) gözden çıkarılarak yargılanmak üzere Mutasarrıflığa gönderilmesine kızmış ve yaklaşık olarak 1875 yılında Karahasanuşağı köyünden ayrılmıştır. Önce Besni’ye, ardından Doğanşehir’deki Kadılı köyü civarına gitmiştir. Bir süre sonra Beğre köyünün Sarıdere mevkisine yerleşmiştir. Ali Ağa’nın ölümü üzerine oğlu Molla Osman (Eren), Beğre’deki amcası Halit’in yanına gitmiştir. Beğre’ye ilk yerleşenlerin, Halit ile yeğeni olan Ali Ağa’nın oğlu Molla Osman olduğu anlaşılmaktadır[70].

Beğre Köyü’nden bir görünüş

Köyde, 5 hanesi ve 29 nüfusu bulunan Eren soyadlı, 9 hanesi ve 48 nüfusu bulunan Karakuş soyadlı Karahasanlı aileler bulunmaktadır.

______________________________________

[69] Yinanç ve Elibüyük, age. II. Cilt, sayfa 589

[70] Esat Eren, (Ali oğlu)

       Malatya ilinin Doğanşehir ilçesine bağlı olan Beğre köyü, il merkezine 96 km, ilçe merkezine ise 27 km uzaklıktadır. Doğusunda Elmalı ve Söğüt, batısında Ağcaşar, kuzeyinde Tapkırankale, güneyinde ise Kapıdere köyleri bulunmaktadır. Karasal iklimin etki alanı içerisinde bulunan köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Köyde ilköğretim okulu, içme suyu şebekesi, elektrik şebekesi ve sabit telefon bulunmaktadır. Köye ulaşımı sağlayan yolun büyük bir bölümü asfaltla kaplıdır.

       k) Göçer (Lordin) Köyü/Pazarcık

       Karahasanlı olan Bozdağlar ve Ağcabeyler tarafından kurulan bu köy, Kahramanmaraş ili, Pazarcık ilçesine bağlıdır.  Köy, ilçeye 31 km uzaklıktadır. Son yıllara kadar mezra statüsünde olan Lordin, Göçer adını alarak köy statüsüne geçmiştir. Köy, nüfus kayıtları ve seçim işleri bakımından Pazarcık ilçesine; tapu işlemleri ile adli ve idari işlemler bakımından da Gölbaşı ilçesine bağlıdır. Akdeniz ikliminin etki alanı içerisindeki köyün ekonomisi, tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.

Lordin’den (Göçer) bir görünüş

       Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt ile kaplı olup, köyde elektrik ve sabit telefon mevcuttur. Ancak, köyde ilköğretim okulu, içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur.

       Daha önceleri Bozdağlar ve Ağcabeylerin yaşadığı Lordin’de Karahasanlı olan kimse kalmamıştır. Uzun yıllar önce Bozdağlar Pazarcık’a, Ağcabeyler de Kapıdere’ye göçmüşlerdir. Kapıdere’deki Ağcabeyler sonra buradan ayrılarak, Gaziantep, İstanbul ve Osmaniye’ye gitmişlerdir[71].

l) Karatepe Köyü/Kadirli  

       Karatepe köyü, Kadirli’ye 22 km, Osmaniye’ye 30 km uzaklıktadır. Köyün hemen üst tarafında, hem geç Hitit dönemine (M.Ö. VIII. yy) hem de Roma ve Bizans dönemlerine ait yerleşim kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca Kadirli’nin Kızyusuflu köyü sınırları içerisinde bir millî park yer almaktadır. Saimbeyli’den koyun otlatmaya gelen çobanlar tarafından tesadüfen bulunan tarihi kalıntılar, Adana Müzesi Müdürlüğünü harekete geçirmiştir. Resmi makamların ilgilenmesi üzerine, 1946 yılında kazı çalışmaları başlatılmış ve yer altındaki tarihi kalıntılar peyder pey gün yüzüne çıkarılmıştır. Çıkartılan tarihi kalıntılar halen buradaki bir açık hava müzesinde sergilenmektedir. Kazı çalışmaları ve yazıların okunması işlemleri, 2000 yılına kadar devam etmiştir. 1958 yılında, burası “Karatepe Aslantaş Milli Parkı” olarak ilan edilmiştir.

Karatepe’den bir görünüş

       Karahasan’ın oğlu Mustafa’nın soyundan gelen Hasan’ın çocukları Mehmet ve Halil ile ismi bilinmeyen bir kardeş, Karahasanuşağı köyündeyken Karahasanlılar ile Ali Şareler arasında elim bir olay yaşanmıştır. Bunun üzerine bu kardeşler, yaklaşık 1795 yılında buradan ayrılarak Andırın tarafına gitmişlerdir. İsmi bilin-

______________________________________

[71] Bozdağ, Nihat (Ali oğlu)

meyen kardeş bir süre sonra küserek Urfa tarafına geçmiştir. Diğer iki kardeş ise Kadirli tarafına gidip 1820 yılında Mehirli köyünü kurmuşlardır. Bir süre orada kaldıktan sonra tahminen 1830 yılında Mehirli’nin güneyindeki Bahadırlı köyüne, birkaç sene burada yaşadıktan sonra da Kızyusuflu’ya geçmişlerdir. Daha sonra bugünkü Karatepe köyünün Sarıdüz Mahallesi sınırları içinde bulunan, “Ören” denen yere yerleşmişlerdir. Burada hayvanları hastalanınca, Mehmet oğlu 1815 doğumlu Hasancık Koca, 1840 yılında Karatepe (Kise) köyünün bulunduğu yere giderek bu köyü kurmuştur. Bu köyü Hasancık Koca kurduğu için de köyün adı Hasancıklı olmuştur.

       Hayvancılıkla uğraşan buradaki Karahasanlılar, yaklaşık yüz elli yıl boyunca Kayseri ile Hatay arasındaki yaylak ve kışlakları kullanmışlardır. Kışları genellikle Hatay çevresinde geçiren Karahasanlılar, yazları da Amanos, Nurdağı ve Andırın gibi yaylalarda yaşamışlardır. Daha sonra çeşitli yerlerden gelenlerin de katılımıyla; merkezi Hasancıklı (Karatepe) olmak üzere Sarıdüz, Hösolar, Tikenli, Çürükler ve Talipler mahalleleri kurulmuştur.

       1934 yılında Soyadı Kanunu çıktığı sırada Kadirli’deki Karahasanlılar, Bahadırlı köyünde kalıyormuş. O sırada 1909 doğumlu Halil oğlu, Kara Ahmet, Dersim’den ihtiyat (yedek) askerliğinden memlekete dönmüş ve aileye soyadı almak için Kadirli nüfus memurluğuna gitmiştir. Nüfus memuru hangi soyadı istediğini sorunca; Kara Ahmet, “Karahasanoğulları veya Karahasan olsun!” demiştir. Nüfus memuru da “Olmaz! Bu soyadları sülale adını çağrıştırıyor,” diyerek bu isteği kabul etmemiştir. Kara Ahmet de “Eğer bu soyadlarından birini alamazsam, hakkımı sizde koymam!” diyerek, nüfus memuruna kızmıştır. Nüfus memuru da işi tatlıya bağlamak için, “Tamam! Buldum işte! Sizin soyadınız Hakkoymaz olsun!” diyerek, aileye bu soyadı vermiştir.

Çevredeki toplumlar tarafından çok güvenilir bir sülale olarak bilinen Karatepe’deki Karahasanlılar, yakın zamana kadar kendilerinden olmayan kimseye kız vermezler ve yedi ceddini araştırmadan da başka yerden kız almazlarmış. Yaklaşık 60 hane ve 430 nüfusa sahip olan bu Karahasanlılar Türkçe konuşmaktadır[72].

___________________________________

[72] Emekli öğretmenler: Refik Hakkoymaz, Mehmet Hakkoymaz ve Bilal Hakkoymaz.