Bu Bölüm, Ali Gültekin Biniş‘in “Karahasanlılar” kitabının İkinci Baskısından alınmıştır.
A- GENEL BİLGİ
Bu bölümde; bundan önceki bölümlerde zikredilen Karahasanlıların dışında kalan ve çeşitli Oğuz boylarına bağlı olan yurtiçinde ve yurt dışında yaşayan Karahasanlı oymak, cemaat ve aileler ile Karahasan, Karahasanlı ve Karahasanlılar adındaki yerleşim yerleri hakkında bilgi verilecektir.
B- FARKLI BOYLARA MENSUP OLAN KARAHASANLILAR
Bundan önceki bölümlerde zikredilen Karahasanlı oymağı dışında kalan ve Oğuzların yurtiçindeki Avşar, Bayat, Beğdili, Çepni, Salur, Varsak, Yazır ve Yıva boylarına mensup Karahasanlılar ile yurt dışındaki Karahasanlılar aşağıda ele alınacaktır.
1) Avşar Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
XVI. yüzyıl kayıtlarına göre, Avşar boyuna bağlı olan Karahasanlılar, Dulkadir sancağında, Adana sancağında (Karaisalı ilçesinde), Antakya kazasında, Sis (Kozan) sancağında, Maraş sancağında, Antep sancağında, Maraş sancağı Pazarcık nahiyesinde, Kayseri’nin Zamantı kazasının Çörmüşek nahiyesinde ve Kütahya sancağında[1], bulunmaktaydı.
a) Karaisalı’daki Karahasanlılar
Bilinen Tarihleri
Dulkadir Türkmenlerinin önemli bir kitlesini meydana getiren bu Karahasanlılar, 1337 yılında kurulan Beyliğin temel unsurlarından biri olmuşlardı[2]. Osmanlılar döneminde ise eşkıyanın cezalandırılması ile sürgün yerlerine gönderilmesinde[3] ve bazı aşiret ve cemaatlerin yönetilmesinde görev almışlardı[4].
Avşar boyuna mensup olan[5] ve “Cerid” olarak adlandırılan Kara Hasanlu aşireti, Dulkadir Türkmenlerinden olan Kavurgalı taifesindeydi[6]. Bunlar kayıtlarda, “Kara Hasanlu Cemaati” ve “Kara Hasanlu Ceridi” olarak yer almıştı[7].

Karaisalı’daki Karahasanlı köyü
Dulkadirli Türkmenlerin, 1525/1526 tarihinde yapılan ilk tahririnde, Cerid taifesi içerisinde iki bölük olarak kaydedilen bu oymak, Maraş’ta bulunan Tumtuma, Kalandur ve Kırhaben adlı yerlerde kışlamaktaydı. Aynı tarihte aşiretin 51 haneden müteşekkil olan bir diğer kolu ise Çukurabad’da (Çukurova) kışlayıp, Çıkrağı adlı mevkide yaylamaktaydı[8]. Bu ilk tahrirde 152 hane vergi nüfusu bulunan aşiretin 3 hanesi, Ashab-ı Kehf Vakfına hizmet etmek karşılığında vergi muafiyetlerine sahip olmuştu[9].
1523-1573 yılları arasındaki dönemde, 49 mücerredi bulunan Karahasanlılar, Sis (Kozan) Sancağında, Maraş Sancağında, Kara Hayıt nahiyesinin Gelendoz köyünde, Pazarcık nahiyesinin Gercain ve Kızıl Bük köyünde ve Zamantı kazasının Çörmüşek nahiyesinin ziraat yeri olan Bücüş köyünde bulunmaktaydılar[10]. 1563 yılında Maraş’ın Zamantı kazasının, Çörmüşek nahiyesinin, Bücüş köyünde yaylayan Karahasanlıların 32 nüfusu vardı[11]. 1580’de Adatepe’de ve Aladinek’in İğdecik ve Kurkendi mevkilerinde kışlayıp ziraat eden aşiretin bir bölüğü de Antep’in Ziya köyüne yerleşmişti. Bu cemaatin 1563’te Kars-ı Maraş Sancağında Berendi’de bulunan Kireküs cemaatinin bölüğü olarak yazıldığı ve bu sırada 68 nefere sahip olduğu belirtilmiştir[12].
Dulkadir Beyliği yıkıldıktan sonra, beyliğin toprakları Osmanlı Devleti hâkimiyetine geçmiş oldu. Bölgedeki diğer oymaklar gibi bu oymak da vergi, iskân ve şakilik gibi konularında sık sık devletle karşı karşıya gelmiştir.
Osmanlı Devleti, XVII. yüzyıl boyunca çeşitli tarihlerde yayınladığı onlarca adaletname ile her türlü tekâlif-i şakkayı (Güç yetirilemeyecek kadar ağır vergiler) yasaklamıştı. Buna rağmen Maraş Beylerbeyi Cafer Paşa, Valide Sultan haslarına dâhil olan KaraHasanlu Ceridi reayalarından, 1650 senesinde 1065 kuruş alarak, onlara zulmetmişti. Adı geçen cemaat, Maraş beylerbeyi Cafer Paşa’yı, Divan-ı Hümayuna şikâyet etmişti. Bunun üzerine merkez, haksız yere alınan miktarın Paşa’dan alınıp ilgililere verilmesi hususunda Maraş, Adana ve Niğde kadılarına ayrı ayrı hükümler göndermişti[13]. 60 avarızhanesi[*] ile İfraz-ı Zülkadriye Türkmenlerinin en kalabalık cemaati sayılan Kara Hasanlu Ceridi cemaatinin vergileri, 1690 senesinde İfraz-ı Zülkadriye Mukataasına[**] eklenmişti[14].
XVII. yüzyılın sonlarına doğru, aralarında Kılıçlı cemaatinin de bulunduğu bazı cemaatler, iskân için gönderildikleri yerlerde fazla durmayarak, eski yerlerine dönüp, eşkıyalık yapıyorlardı. Aşiretlerin bu eşkıyalık faaliyetleri sonucunda bazı tedbirler alan devlet, eşkıyalığa bulaşan bu cemaatleri hem cezalandırılıyor hem de Rakka, Kıbrıs ve Çukurova gibi iskân bölgelerine geri gönderiyordu[15]. Kılıçlı cemaatinin eski iskân bölgesine gönderilmesi için, Anadolu’da eşkıya teftişine memur edilmiş olan Vezir Genç Mehmet Paşa görevlendirilmişti[16]. Ancak devlet aşiretleri zorunlu olarak iskân ederken, avarızhanelerini zamanında düzeltilmiyordu. Bu da birtakım haksızlıklara yol açmıştı[17]. Nitekim yaptıkları eşkıyalıklardan dolayı Halep ve Çukurova yöresine iskân edilen İlbeyli ve Kara Hasanlu Ceridi cemaatlerinin toplam 90 adet olan avarızhaneleri, Maraş Kazası avarızhanelerinden mahsup edilmeyerek, onların fazla vergi vermelerine neden olmuştu[18].
Neticede bu aşiretlerin önemli bir kısmı, idari ve askerî faaliyetler sonucunda tekrar bu bölgeye getirilerek, iskân edilmişti. Ancak, ne var ki bunlar sağlanmak istenen güvenliği, bozan en önemli unsurlardan biri olmaya devam etmişlerdi. İlk dönemde bütün cemaatlerin katıldıkları eşkıyalık olayları ve itaatsizlikler, daha sonraki dönemlerde birkaç cemaate has bir durum haline gelmişti. Özellikle Kara Hasanlu Ceridi ve bu cemaate tabi olan Karalar Ceridi, Sakallu Ceridi ve Tacirli cemaatlerinin itaatleri hiçbir zaman tam olarak sağlanamamıştı[19].
11 Ocak 1691 tarihinde alınan bir kararla Çukurova bölgesindeki Ayas, Berendi ve Kınık’ta iskâna memur edilen İfraz-ı Zülkadriye cemaatlerinden bir kısmı daha ilk dönemlerde iskân uygulamasına karşı çıkarak, etkin bir mücadele içine girmişlerdi. Bu cemaat mensupları, kısa bir süre sonra, Rakka’da iskân edilen cemaatlerin firarileriyle birleşerek civardaki bölgelerde eşkıyalık yapmaya başlamışlar ve huzursuzluklara neden olmuşlardı[20]. Tekrar iskân bölgesine gönderileceklerini haber alan Kılıçlı cemaati, kaçarak, İfraz-ı Zülkadriye cemaatlerinden Kara Hasanlu Ceridi’ne sığınmış ve onların himayesine girmişti. Bu cemaat, her ne kadar Karahasanlılar tarafından himaye edilmişse de[21] tekrar Hama bölgesine iskân edilmekten kurtulamamıştı[22].
1692 yılında iskân nizamına aykırı olarak, Abdallu oymağı obalarından İlimlü, Kusurlu ve Arablı obaları yerleştirildikleri yerlerden kalkarak başka yerlere gitmek istemişlerdi. Bunu önlemek için üzerlerine İfraz-ı Dulkadirli voyvodası İbrahim memur edilmişti. Diğer yandan, Kara Hasanlu Ceridi’ne bağlı Sakallu oymağı obalarından Sarılu, Tatarlu, Azizlü (?), Hacı Bekirli, Hüseyinlü, Çaruklu, Basallu (?), Körükçüler’in çoğunluğu ve Çakallı Dokuzu boy beyi ile birlik olarak, diğerlerini de ayartıp iskân mahallerine gönderilmelerine engel olmuşlardı[23].
12 Haziran 1693 tarihli bir hüküm ile yukarıda zikredilen aşiretlerin kendilerine ayrılmış olan topraklara gönderilmesi ve taahhütlerine aykırı hareket ettikleri için defterde kayıtlı kefalet bedelinin alınması için, Anadolu’dan asker ihracına memur olan Şahin Mehmed Paşa’ya Rakka Beylerbeyine, Kilis Voyvodasına, Vilayet Ayanına ve iş erlerine emirler yollandı[24].
Trablus-Şam eyaletinde oturmakta olan, Kızıllu oymağından Muradoğlu, Çakır Bozcaili (?), Karaman, Tüccarlı Tokuz ve diğerlerinin gösterilen yerlere iskân edilmeleri için Trablus-Şam Beylerbeyine 29 Şubat 1694’te hüküm gönderildi[25]. Aynı yıl, Kara Hasanlı Ceridi’nin, kendisine katılan Avşar, Çepni Elçisi, Kılıçlı ve Lek oymaklarına bağlı kimseler ile beraber yerleşme bölgelerinden kaçtığı görüldü. Bunların şiddetli bir şekilde cezalandırılması ve aynı zamanda (salınan cezanın) tahsil edilmesi hususunda birbirini tekit eden hükümler yollandı[26].
Yerleşik hayata zor intibak ettikleri için, bazı Dulkadirli oymaklarının çok kere kefalet altına alınmaları gerekti[27]. Bunlardan, idare altında olmayı kabul etmeyen Tacirlü oymağı, 1696 yılından itibaren topraklarını bırakıp eşkıyalığa başladı[28] ve yerleşik ahaliyi zarara uğratarak, bir kısmını etrafa dağılmasına ve iskân nizamının bozulmasına sebep oldu. Bundan rahatsız olan, Kara Hasanlı Ceridi, Hüseyin Hacılı oymağı, Karalı, İsalı, Karagîr (?), Aydınlı, Isıllı, Sarılu, Ağa Civanlı, Sakallı, Davud Hacılı, Hüseyin Hacılı, Musa Fakılu, Okçulu oymaklarının beyleri ve reisleri, Tacirli oymağını şikâyet ederek, durumlarının bir nizama bağlanmasını, onların başka yerlere nakledilmelerini istemeleri üzerine, Tacirlinin tekrar eski yerlerine yerleştirilmesine karar verildi[29].
İskân edilemeyen aşiretlerden Tacirli cemaati eşkıyası, 1704 yılı başlarında, Doğanlı Ekradı ve Alcı Türkmen’inden bazı eşkıyayı da yanlarına aldıktan sonra şerlerini giderek artırmışlardı. Maraş, Ayntab, Elbistan ve Kilis Şehirlerinin merkezlerinde yaşayanlardan, şehir dışına çıkanları yakalayıp mallarını soymuş, kasaba ve köylerdeki halkın hayvan, mal ve erzaklarını gasp etmişlerdi. Perişan olan halk, dağılıp, yerini ve yurdunu terk etmeye başlamıştı[30].
Maraş yörüklerinden Kara Hasanlu Ceridi[*] cemaati, İfrazı Zülkadriye hassına dâhil iken, 1710 yılında Ayas ve Berendi havalisine iskân edilmelerine rağmen, haneleri Maraş Kazasından düşülerek düzeltilmemişti. Maraş ahalisi ileri gelenleri, adı geçen cemaatin durumunun iyi olmasına ve yerlerinin belli olmasına rağmen vergilerinin kaza halkından alınmasından şikâyetçi olmuşlar ve Padişah’tan bu haksızlıkların giderilmesi için merhamet dilemişlerdi[31].
Maraş Kavurgalısı içerisinde bulunan Kara Hasanlı aşiretinin 11 haneden ibaret olan bir kısmı, 1525’te Azir nahiyesinde kışlayıp Bayındır ve Sarvandı’da yaylıyordu. Diğer şubelerinden farklı olarak bu bölükteki hane başına 9 akçe hane resmi alınmaktaydı. Bu bölüğün Sis Kavurgalısı içerisinde görülen Kara Hasanlı aşiretinden koptuğu, kuvvetle muhtemeldir. Bu husus da onların Dulkadir iline daha sonra dâhil olduklarına işaret etmekteydi. Zira Sis tahrir kayıtlarında geçen aşiretin nüfus yekûnlarıyla Maraş tahririnde geçen bölüğün nüfus yekûnları birbirine uyuştuğu gibi Dulkadirlilerin son tahririnde Kavurgalı içerisinde ismine rastlanmayan aşiretin Sis’te varlığını sürdürdüğü tespit edilmiştir[32].
XVII. yüzyılın sonlarında bölgede ortaya çıkan Aşiretlerin eşkıyalık faaliyetleri sonucunda devlet bazı tedbirler aldı. Eşkıyalığa bulaşan cemaatleri, Rakka, Kıbrıs ve Çukurova gibi yerlere zorunlu iskânları emredildi[33]. Ancak, 1699 yılında Güngördü, Delili ve Kırıntılı cemaatlerinden 400 kadar şaki, Rakka’ya iskânları emredildikleri halde iskân yerlerine gitmedikleri gibi iki-üç seneden beri harman vakti Develü Ovası’nda sakin bulunan ahalinin mallarını yağmalıyor, yol kesiyor ve insanları öldürüyordu. Saldırı ve tecavüzlerin son bulmadığı hakkında Karaman ve Niğde Mutasarrıfları, Karaman Ereğlisi, Şücaeddin, Bor, Anduğu, Yahyalı, Niğde ve Kayı kadılarının arzları üzerine, 1702 yılının ocak ayında, Maraş Beylerbeyi Rişvanoğlu Halil Bey’e bir emir gönderilerek, adı geçen cemaatlerin bulundukları yerden kaldırılarak, Ayas İskelesi’nden gemilerle Kıbrıs’a nakledilip, boş ve harabe yerlere iskânları istenildi. Adı geçen cemaatlerin İskânı kabul etmeyip, buna itaat etmemeleri halinde, Maraş, Andırın, Karahasanlu[*] cemaatlerinden, Adana civarında kışlayan Receblü cemaatinden, Adana zabitlerinden, Kozanoğullarından ve Adana ile Tarsus’ta bulunan Boz Doğanlı yörüklerinden ve tertip edeceği askerlerle tecziyeleri ve her hâlükârda Kıbrıs Adası’na iskânları emredildi[34].
İfraz-ı Zülkadriye’den Kınık hassı[*] sakinlerinden Karahasanlılara tabi olan ve eşkıyalıkları tanınan Sakallı cemaati mensupları, 1714 yılında hem civarda ahalinin mal ve eşyalarını çalmışlar hem de onlara çok zulmetmişlerdi. Bunun üzerine, çalınan malların sahiplerine iadesi ve eşkıyalık yapan bu cemaatin Rakka havalisine iskân edilmesi için, Anadolu’da eşkıya teftişine ve bazı taifelerin iskânına memur olan Adana beylerbeyi Ahmed görevlendirildi[35].
Bölgeye Yerleşme Bilgileri
Daha önce Bozok’ta (Yozgat) yaşayan bu Karahasanlılar, otlaklar yüzünden çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle Adana ve civarındaki illere göçmüşler. Yerleşik hayata geçmeden önce, Seyhan Nehri kıyısındaki Adana’nın Kaşoba; İmamoğlu ilçesinin Çörten ve Sayca, Malıhıdırlı, Delihasanlı ve Koyunevi; Ceyhan ilçesinin Üçdut, Yeşilova, Başören, Sarımazı, Sarıleçili; Karaisalı ilçesinin Beydemir, Emelcik ve Çocuklar Obası köylerinde kışlamışlar. İlk yerleşim yerleri, ne zaman kurulduğu bilinmeyen Karaisalı ilçesindeki Karahasanlı köyüdür. Karahasanlılar, daha sonra neredeyse Karaisalı ilçesinin bütün köylerine dağılmışlar[36]. Buradaki Karahasanlıların bir kısmı da yaylak maksadıyla XIX. yüzyılın hemen başında, Pozantı ilçesinin Hamidiye köyü civarındaki yaylalara gitmişler. Önce üç-dört ev kalıcı olarak buraya yerleşmişler. Daha sonra hane sayıları artarak, burası tamamı Karahasanlılardan meydana gelen büyük bir köy haline gelmiş. Ancak, XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hem buradaki Karahasanlıların büyük bir kısmı başta Pozantı ilçesinin Kamışlı köyü olmak üzere, başka yerlere gitmişler hem de bu köye Karahasanlı olmayan bazı aileler de taşınmış. Dolayısıyla günümüzde Hamidiye köyünde başka toplumlar da yaşamaktadır. Bu verilen ve alınan göçlere rağmen bu köydeki en kalabalık olan toplum, 300 nüfusu bulunan Kara-hasanlılardır. 2025 yılı itibariyle Karaisalı kökenli Karahasanlıların, toplu olarak yaşadıkları tek yer Hamidiye köyüdür[37]. 1814 yılında kurulan köy adını, II. Abdülhamid tarafından buraya yaptırılan ve kalıntıları, günümüze kadar ulaşan medreseden almıştır[38].
Karahasanlılar, günümüzde Pozantı’da, Ceyhan’da, İmamoğlu’da, Aladağ’da, Kozan’da ve Kızıldağ eteklerinde bulunan Gildirli köyünde yaşamaktadır. İlk köyleri olan Karahasanlı köyünde, az sayıda Karahasanlı bulunmaktadır. Bu Karahasanlıların şu anki nüfuslarının 50 bin civarında olduğu sanılmaktadır.

Karahasanlılara Ait Pozantı’daki Hamidiye köyü
Bu Karahasanlılar, kendilerine ait olan Hamidiye ve Emli yaylaları ile bölgedeki Kızıldağ, Kamışlı ve Çamardı yaylalarını kullanıyorlar[39].
b) Uşak’taki Karahasanlılar
Avşar boyuna bağlı olan ve günümüzde Uşak’ta bulunan Karahasanlılar, 1519-1523 yılları arasındaki iki belgede Kılcan Yörükleri[40][41], 1571 yılına ait bir belgede de Toylu Yörükleri olarak kaydedilmiştir[42]. Söz konusu kayıtlara göre XVI. yüzyılda 138 haneden oluşan Karahasanlılar, Kütahya Sancağı sınırları içinde yer almaktadır. Uşak’taki Karahasanlıların, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci derecede vilayetlerinden biri olan Kütahya’da bulunan Avşar boyuna bağlı Kara Hasan Cemaatinin bakiyesi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bu dönemde Uşak, Anadolu Germiyan Beyliği’nin merkezi olan Kütahya Sancağına bağlı bir kaza konumundaydı[43]. Karahasanlıların 1676 yılında avarız vergisine tâbi tutuldukları[44], 1836 yılı itibarıyla ise Uşak’taki Karahasan köyünde yerleşik olarak yaşadıkları tespit edilmektedir[45].

Uşak Karahasan
Köyün 1650’li yıllarda bu oymak tarafından kurulduğu ve İpek Yolu’nun bu köyden geçtiği de rivayet edilmiştir. 2007 yılı verilerine göre, 236 nüfusa sahip olan köy, Uşak ilinin Merkez ilçesine bağlıdır ve il merkezine 13 km uzaklıktadır. Köyde, hayvancılık ve çiftçilik yapılmaktadır.
2) Bayat Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Bayat boyuna bağlı Karahasanlıların büyük bir kısmı, Karaman vilayetinin Ürgüp kazasına bağlı Çat Kışlası mezrasında bulunuyordu[46]. Dulkadirlilerin ilk tahririnde Karamanlı taifesine tâbi olarak yazılan bu Kara Hasanlı şubesi, 11 haneden oluşmaktaydı[47]. Bugün Kozaklı’nın Karahasanlı köyünde yaşayan Karahasanlıların, XVI. yüzyılda Ürgüp’te kaydedilen Karahasan Cemaati’nden oldukları düşünülmektedir.

Kozaklı Karahasan
Rivayetlere göre Karahasanlı köyünün bulunduğu yerde sırasıyla Bizanslılar, Rumlar ve Ermeniler yaşamıştır. Köyde bulunan mağaralarda ve höyüklerden çıkarılan eşyaların, bu dönemlere ait olduğu tespit edilmiştir. Köy, adını buraya ilk yerleşen Karahasan’dan almıştır. 1928 yılı kayıtlarında köyün adı “Karahasanlı Sadıklı” olarak geçmektedir[48]. 1968 yılında birleşen, Sadıklı, Ortaköy ve Dereköy köyleri [49], 1972 yılında belediye statüsüne kavuşturulmuştur. Nüfusunun 2000 kişinin altına düşmesi üzerine 2013 yılında belediye statüsü sona ermiştir.
Nevşehir ilinin Kozaklı ilçesine bağlı olan Karahasanlı köyü, il merkezine 110 km, Kozaklı ilçe merkezine ise 15 km uzaklıktadır. 2020 yılı verilerine göre köyün nüfusu 948 olarak kayıtlara geçmiştir. Köyde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır.
Bayat boyuna bağlı Karahasanlıların bir kısmı da XVI. yüzyıl kayıtlarına göre Malatya Sancağı’nın Kahta kazasına bağlı Yoruş köyünde kışlamaktaydı. Günümüzde Adıyaman ili Gölbaşı ilçesinin Çataltepe köyüne bağlı Karahasan mezrasında yaşayan Karahasanlıların, 1532 yılında Dulkadirli Türkmenleri Taifesinden Koyuncuyan Cemaati olarak kayda geçen[50] oymağın bakiyesi olduğu anlaşılmaktadır.
3) Beğdili Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Beğdili boyuna mensup olan bu Karahasanlıların, 1522–1572 yılları arasında, Haymene Taifesi ile Çullu ve Karalar Cemaati adıyla Ankara Sancağı’nın ziraat alanı olan Ahi Resul mezrasında bulundukları görülmektedir[51].

Karahasanlı Bala-Çankaya
Buradaki Karahasanlıların, XVI. yüzyılda Haymene Taifesi olarak kaydedilen Türkmenlerin bakiyesi olduğu düşünülmektedir. Zira, Beğdili boyuna bağlı olan Haymana’daki Karahasanlıların 1823 yılında Haymana kazası, Kara Hasan karyesinde bulundukları tespit edilmiştir[52]. Ancak Beğdili boyuna bağlı görünen Haymene Taifesi ile bu çalışmanın esas konusunu oluşturan Karahasanlılar arasında henüz doğrudan bir soy bağı tespit edilememiştir.
Daha önce Balâ ilçesine bağlı olan bu Karahasanlı köyü, 23.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun geçici 2’nci maddesi gereğince Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalmış; köy tüzel kişiliği sona ererek önce Karaali beldesine, daha sonra Çankaya ilçesine bağlanmıştır. Karahasanlı Mahallesi, Ankara il merkezine 50 km, Çankaya ilçe merkezine ise 20 km uzaklıktadır. 2007 yılı nüfusu 375’tir.
En az 500 yıllık bir geçmişe sahip olduğu kabul edilen ve yörenin en eski yerleşimlerinden biri olan Karahasanlı köyünü, üç kardeşten biri olan Kara Hasan’ın, kardeşleri Kara Ali ve Kara Çavuş’un ise bugünkü Karaali ve Çavuşlu mahallelerini kurduğu rivayet edilmektedir. Karahasanlı Mahallesi halkının tamamına yakını Türk’tür. Köyde ayrıca 93 Harbi sırasında Erzincan ve Erzurum yöresinden göç etmiş bir Türk muhacir sülalesi de bulunmaktadır.
4) Çepni Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Karahasan Mahallesi (Köyü), Ordu ve yöresiyle birlikte Canik bölgesinde Pontus Rumlarına karşı Türk hudutlarının korunması ve bölgenin fethi amacıyla, Selçuklu Hanedanı tarafından sınır boylarına yerleştirilen Oğuzların Üçoklar koluna mensup Çepni boyu tarafından Türkleştirilmiştir.

Karahasan Mahallesi (Köyü) Gölköy
Hapsamana (Gölköy), 1142–1171 yılları arasında Danişmentliler’in hâkimiyetine girmiştir. 1200’lü yıllarda Trabzon Rum Devleti üzerine bir sefer düzenleyen Selçuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah, Koyulhisar, Milas (Mesudiye) ve Hapsamana üzerinden sahile inmiştir. Bu dönemde Türkler Gölköy’e yerleşmiş ve yerli halkla birlikte yaşamaya başlamışlardır[53].
Karahasan, Süleymaniye ve Mahmudiye köylerine yerleşenlerin Oğuzların Çepni boyundan olduğu anlaşılmaktadır. 1455 yılında yapılan tahrirde şahıs adı Karahasan, yer adı ise “Karye-i Karahasan” olarak kaydedilmiştir[54].
5 Ağustos 1996 tarihinde Karahasan ve Ataköy köyleri “Karahasan” adı altında birleşerek belediye statüsü kazanmıştır. Köy, 2012 tarihli 6360 sayılı Kanun ile mahalleye dönüştürülmüştür.
Gölköy’deki Karahasan Mahallesi, Ordu il merkezine 80 km, Gölköy ilçe merkezine ise 20 km uzaklıktadır. Mahallenin kuzeyinde Aydoğan ve Alanyurt, batısında Güzelyurt, doğusunda Cihadiye, güneyinde Süleymaniye ve Düzyayla mahalleleri yer almaktadır.
5) Salur Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Salur boyuna bağlı bu Karahasanlıların, Kuştemur Yörükleri olarak adlandırıldığı ve 1519-1573 yılları arasında, Tarsus Sancağı Kuştemur nahiyesindeki Dalabı mezrasında[55] ve Tarsus merkezindeki Kara Hasan mezrasında bulundukları tespit edilmiştir[56].
6) Varsak Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Varsak boyuna bağlı olan bu Karahasanlıların, 1584 yılında Bozkır Cemaati’ne tâbi oldukları, Kara Hasanlu Cemaati olarak anıldıkları ve Ankara’daki Haymanalar içinde yer aldıkları kaydedilmiştir[57].
7) Yazır Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Yazır boyuna bağlı Karahasanlılar, 1475 yılında Ali Fahreddin Yörükleri adıyla, Hamid sancağının Gölhisar kazasında kayda alınmıştır[58].
Gölhisar ilçesinin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. XIV. yüzyılın başlarında Hamitoğulları’nın, yüzyılın sonlarına doğru ise Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Gölhisar, Armutlu ve Horzum köylerinin birleştirilmesiyle 3 Mart 1953 tarihinde ilçe statüsü kazanmıştır. İlçe, adını Hamitoğulları tarafından Uylupınar Gölü’nün ortasında yaptırılan hisardan almıştır.
Burdur ilinin güneybatısında bulunan Gölhisar ilçesi, Burdur’a 107, Denizli’ye 90 ve Antalya’ya 135 km uzaklıktadır. Batı Toroslar’ın eteklerinde, Dalaman Çayı Su Toplama Havzasında kurulmuş olan Gölhisar, Burdur ilinin ikinci büyük ilçesidir.

Gölhisar İlçesi Burdur
8) Yıva Boyuna Bağlı Olan Karahasanlılar
Yıva boyuna bağlı Karahasanlılar, Menteşe Sancağı’nın Perçin kazasında Göçer Güne Barza Cemaati olarak kayda alınmıştır[59]. Günümüzde Denizli’nin Merkezefendi ilçesinde yaşayan Karahasanlıların, bu sancakta kayda geçen topluluğun devamı olduğu sanılmaktadır. Karahasanlı Mahallesi, Merkezefendi ilçesine bağlı olup nüfusu 16.298’dir.

Karahasanlı Mah. Denizli
C- YURT DIŞINDAKİ KARAHASANLILAR
XVI. ve XX. yüzyıllar arasındaki kayıtlarda;
· Niğbolu sancağı Hezargrad kazasında[60],
· Siroz Sancağında[61],
· Vidin şehrinde[62],
· Silistre Sancağı, Kozluca Kazasında[63],
· Selanik Sancağında[64],
· Şehr-i Zor (Süleymaniye) ve Uzeyr Sancaklarında[65],
· Kerkük Sancağında[66],
Karahasan ve Karahasanlı (Karahasanlu) adını taşıyan oymak ve cemaatlerin varlığı tespit edilmiştir.

Kerkük
D- YURTİÇİNDEKİ KARAHASAN, KARAHASANLI ve KARAHASANLAR ADINDAKİ YERLEŞİM YERLERİ
1) Karahasan Köyü Ulus/Bartın
Bartın ilinin Ulus ilçesine bağlı olan Karahasan Köyü, Bartın il merkezine 42 km, Ulus ilçe merkezine ise 6 km uzaklıktadır. 2024 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 138 nüfusa sahiptir.
Karahasan Köyü Ulus/Bartın
2) Karahasanlar Köyü Yenipazar/Bilecik
Daha önce Gölpazarı ilçesine bağlı olan Karahasanlar Köyü, bu ilçeden ayrılarak Bilecik’in yeni kurulan ilçesi Yenipazar’a bağlanmıştır. 1902 yılından beri aynı adı taşıyan köy, Bilecik il merkezine 75 km, Yenipazar ilçe merkezine ise 8 km uzaklıktadır. Köy, Harmankaya Tabiat Parkı’nın bitişiğinde yer almaktadır. Köy sınırları içerisinde tespit edilen “Kocain Mağarası Arkeolojik Yerleşim Alanı”, 2018 yılında birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Karahasanlar Köyü Yenipazar/Bilecik
3) Karahasanlar Mah. İnegöl/Bursa
Bu köyün, 1758 yılında Karesi sancağının İvrindi nahiyesine tabi olan Karahasan karyesi olduğu düşünülmektedir[67]. Osmanlılar ile Ruslar arasında yapılan 93 Harbi (1877-1878) sırasında Balkanlar’dan göçen Türklerin bir kısmı Karahasanlar Mahallesi’ne yerleştirilmiştir. Ahalinin “Gökbağ Mahallesi” olarak isimlendirdiği mahallenin resmî adı “Karahasanlar”dır[68].

Karahasanlar Mah. İnegöl/Bursa
4) Karahasan Mah. Lice Diyarbakır
1779 yılında Diyarbekir’in Hani kazasında kayıtlı bulunan Karahasanlıların, Lice’deki Karahasanlılar olduğu düşünülmektedir[69].

Karahasan Mah. Lice Diyarbakır
Karahasan, Diyarbakır ilinin Lice ilçesine bağlı 1.453 nüfuslu bir mahalledir. Bağlı olduğu Lice ilçesine 1 km, Diyarbakır şehir merkezine de 70 km uzaklıktadır. Karahasan Mahallesi’ne bağlı Panav Mezrası’nda, Arkeolojik Haram Tepe ile Küllük Tepe Panav Yerleşmesi bulunmaktadır.
5) Karahasan Mah. Aşkale/Erzurum
1522 yılından beri aynı adı taşıyan mahalle[70], tımar beyi Karahasan Bey tarafından, bilinmeyen bir dönemde kurulmuştur. Köy mezarlığında kendisine ait mezar bulunmaktadır. Mezarın başında yer alan yarım silindir biçimindeki mezar taşında, Türkmen oymaklarına ait ok, yay, ağaç ve geyik motifleri görülmektedir.
Osmanlı döneminde köyde cami, kilise, dergâh, medrese, üç dükkân ve bir bezirhane bulunduğu bilinmektedir. Köy, 93 Harbi (1877-1878) ve Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük oranda göç vermiş, ancak göç edenlerin önemli bir kısmı daha sonra geri dönmüştür[71]. Aşkale İlçesine bağlı olan Karahasan köyü, Erzurum’a 60, ilçeye 7 km uzaklıktadır. Köyün 2022 yılındaki nüfusu 125’tir. 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile Erzurum’un büyükşehir statüsü kazanması sonucunda, köylerin tüzel kişiliği kaldırılmış ve Karahasan dâhil olmak üzere tüm köyler mahalle statüsüne dönüştürülmüştür[72].

Aşkale Karahasanlı Köyü
6) Karahasanlı Mah. Nurdağı/Gaziantep
Karahasanlı, Gaziantep ilinin Nurdağı ilçesine bağlı bir mahalledir. Gaziantep il merkezine yaklaşık 67 km, Kahramanmaraş’a ise 48 km uzaklıktadır. 1893 yılında Bulgaristan’dan çıkarılan Türkler, Osmanlı Devleti tarafından Gökbağa adı verilen bağlık bir araziye yerleştirilmiştir. Buraya yerleştirilenlerin Hasan ve Ahmet adlı iki kardeş olduğu bilinmektedir. Soyadlarının bulunmadığı bu dönemde, esmer tenli olmaları nedeniyle “Kara” lakabıyla anılmışlardır. Köye ağabey Hasan’ın, yakın bir mezraya ise Ahmet’in adı verilmiştir.

Karahasanlı Mah. Nurdağı/Gaziantep
7) Doğanlı Karahasan Mah. Dulkadiroğlu/K. Maraş
Doğanlı Karahasan, Kahramanmaraş ilinin Dulkadiroğlu ilçesine bağlı bir mahalledir. Kahramanmaraş iline 23 km, Pazarcık ilçesine 35 km uzaklıktadır. 2000 yılı nüfusu 646’dır. Mahalle sakinleri geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır.

Doğanlı Karahasan Köyü
8) Karahasanlar Köyü Eskipazar/Karabük
Karahasanlar, Karabük ilinin Eskipazar ilçesine bağlı bir köydür. Köy, Karabük il merkezine 25 km, Eskipazar ilçe merkezine 8 km uzaklıktadır. Köy, 1896 yılından beri aynı adı taşımaktadır. Köyün toplam nüfusu 146’dır.

Karahasanlar Köyü Eskipazar
9) Karahasan Köyü Malazgirt/Muş
Karahasan, Muş ilinin Malazgirt ilçesine bağlı bir köydür. Köy, Malazgirt’e 22, Muş il merkezine de 165 km uzaklıktadır. 2024 yılı verilerine göre köyün toplam nüfusu 397’dir. Köy, ilçe merkezinin güneydoğusunda yer almaktadır.

Karahasan Köyü Malazgirt/Muş
10) Karahasan Mah. Çatalpınar/Ordu
Karahasan, Ordu ilinin Çatalpınar ilçesine bağlı bir mahalledir. Daha önce köy statüsünde iken, 2012 yılında yapılan yasal düzenleme ile mahalleye dönüştürülmüştür. 2025 yılı nüfusu 488’dir. İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır.

Karahasan Mah. Çatalpınar/Ordu
11) Karahasan Köyü Zara/Sivas
Karahasan, Sivas ilinin Zara ilçesine bağlı bir köydür. İl merkezine 85 km, ilçe merkezine ise 15 km uzaklıktadır. Köye adını veren Karahasan’ın, Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Girid (Girit) köyünden gelerek buraya yerleştiği bilinmektedir. Osmanlı nüfus kayıtları esas alındığında, Karahasan’ın 1764 doğumlu olduğu hesaplanmaktadır. Yörede bugün Karahasan ve Karaali adlarını taşıyan iki köy bulunmaktadır.

Karahasan Köyü Zara/Sivas
BELGE VE KAYNAKLAR
_____________________________________
[1] BOA, TD, nr. 402, s. 366, sene 938 (1532); BOA, TD, nr. 450, s. 635, sene 930 (1523-24); TKA, TD, nr. 116, vr. 104a-105b, 106a sene 971 (1563-64)
[2] Sümer, Ceridler, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 24 İstanbul 1988.
[3] MM Def. nr. 8458 s. 169-170; (1650 yılına ait bir belgede Kara Hasanlu Ceridi reayasından bahsediliyor. Bu da onların aşiret yönettiğini gösteriyor.)
[4] BOA, İ.d., 1: 190/777; Arslan, “17. Yüzyılda Maraş Sancağı (Siyasi, İdari, İktisadi ve İçtimai Tarihi)” Doktora tezi.
[5] BOA, TD, nr. 450, s. 635, sene 930 (1523-24); TKA, TD, nr. 116, vr. 104a-105b, 106a, 127b-128, 136b, sene 1563-64; TKA, TD, nr. 150, s. 50b, sene 1572-73
[6] TD Nr 200 s. 1005; Gündüz, Tufan, “Anadolu’da Türkmen Aşiretleri s. 149
[7] BOA, TD, nr. 178, s. 76, sene 1536-37; BOA, TD, nr. 450, s. 914, sene (1523-24); BOA TD, nr.402, s.366-367, sene 1532
[8] BOA TD, nr.402, s.366.
[9] BOA TD, nr.402, s.364.; BOA TD, nr.998, s.452.
[10] TKA, TD, nr. 101, s. 105-127b-128a-136b-495b, sene 1563-64; BOA, TD, nr. 450 s. 914, yıl (1523-24); BOA, TD, nr. 969 s. 757 yıl (1525-26); BOA, TD, nr. 178, s. 76, yıl 1536-37; TKA, TD, nr. 150 s. 50b, yıl (1572-73)
[11] Yinanç R. ve Elibüyük M., Maraş Tahrir Defteri, C. II, s. 790; TKA, TD, nr. 108, s. 495b, sene 971 (1563-64)
[12] KKA TD, nr.168, s.282/b.
[13] BOA, İ.d., 1: 190/777; Arslan, Hasan agt
[*] Vergi evi
[**] İltizam konusu olan vergi birimi.
[14] Arslan, H., agt.; BOA, C.ML., 15521
[15] Arslan, a.g.t, s. 269
[16] BOA, MD, 105: 68/309.
[17] BOA, İ.E..DH., 1676 (26 Ca 1108/21.12.1696); BOA, C.ML., 607/25054 (26 Z 1108/16.07.1697).
[18] Arslan, a.g.t; (İlbeyli cemaatinin 30, Kara Hasanlu Ceridi cemaatinin 60 avarızhanesi vardı) BOA, C.ML., 15521 (23.08.1712)
[19] Arslan, adı geçen Doktora tezi, s. 231
[20] BOA, Md.., 111: 401/1377 (Evail-i Ra 1112 / 16- 25.08.1700).
[21] BOA, MD., 105: 68/309; BOA, MM.d., 9879: 81 (Evasıt-ı Ca 06/28.12.1694-08.01.1695).
[22] BOA, Md.., 108: 81/318 (Evail-i B 1107/05-15.02.1696).
[23] Orhonlu, Cengiz, Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskânı s. 76; MAD ts., nu. 8456, s. 42.
[24] BOA, MAD ts., nu. 8458, s. 137; Orhonlu, C., s. 76
[25] MAD ts., nu. 8458, s. 137
[26] D-BŞM: 3. V. 1106
[27] Orhonlu, age s. 76; MAD ts., nu. 8458, s. 80-81, 83-81, 102, 136).
[28] BOA.MD, nu. 115, s. 478, 274; ATA, s. 134-135
[29] MAD ts., 8458, s. 87-91
[30] BOA, M.d., 114-1, s. 157
[*] Kara Hasanlı Ceridi, 1705 Mart ayı başlarında 21 oymak, 18 Şubat 1707 de 22 oymak, 8 Ocak 1709 da 19 oymak olarak kaydedilmiştir. (Geniş bilgi için bk. MAD ts., nu. 8458, s. 80-81-83-102-136 ve Sümer, Ceridler, s. 24 İst. 1988, s. 6
[31] BOA, C..ML., 15521 (20 B 1124 /23.08.1712).
[32] BOA TD, nr.450, s.914; KKA TD, nr.150, s.50/b.; Sarı, A., XVI. Yüzyılda Dulkadir Türkmenleri- s. 372-373; BOA TD, nr.402, s.415.
[33] Arslan, a.g.t; BOA, İ.E..DH., 1676 (26 Ca 1108/21.12.1696); BOA, C.ML., 607/25054 (26 Z 1108/16.07.1697).
[*] Bu oymak, Beğdili de boyuna da Avşar boyuna da bağlı olan Karahasanlılar olabilir.
[34] Halaçoğlu, XVII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, s. 47
[*] Has, Osmanlı İmparatorluğu’nda geliri 100 bin akçeden fazla dirliklerdir. Padişaha, hanedan üyelerine, veziriazama, beylerbeyine, sancak beyleri ve üst düzey devlet görevlilerine verilirdi.
[35] BOA Bab-ı Asafî def. Nr. 120 sene 1714
[36] Dönmez, Hasan (Fehmi oğlu, 1964 d.)
[37] Avcı, Rafet Dr.; Aktuğ, Metin (Hamidiye köyünde mukimler)
[38] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hamidiye,_Pozant%C4%B1
[39] Kılıçaslan, Mehmet (Ali oğlu, 1982 d.)
[40] BOA, TD, nr. 49, s. 112, sene 1519-20;
[41] BOA, TD, nr. 438, s. 20, sene 1528-29 (?)
[42] TKA, TD, nr. 47, s. 370a-b, sene 978 (1571); Halacoğlu, AAOC, s. 1214
[43] Birken, A., Die Provinzen des Osmanischen Reiches (Osm. İmparatorluğu’nun Eyaletleri)
[44 Çakır, İ.E., 1676 Tarihli Uşak Kazâsı Avârız Defteri
[45] BOA. HAT 1600-64 H-16-05-1252 (1836)
[46] BOA, TD, nr. 32, s. 254, sene 906 (1500-1501); BOA, TD, nr. 1061, s. 350-351, sene 928 (1521-22)
[47] Halacoğlu, AAOC, s. 1214; BOA TD, nr.402, s.415
[48] Nişanyan, S., Türkiye yerleşim birimleri envanteri
[49] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Fon Kodu: 030.11.1, Yer No: 333.9.17
[50] BOA, TD, nr. 402, s. 102, sene 938 (1532); Halacoğlu, AAOC, s. 1214
[51] BOA, TD, nr. 117, s. 601-676, sene 929 (1522-1523); TKA, TD, nr.131, vr.161a, sene Evail-i Ca 992 (Mayıs 1584); Halacoğlu, AAOC, s. 1213
[52] BOA. C..ADL. 56 3410, H. 1239 (1823)
[53] tr.wikipedia.org/wiki/Karahasan
[54] Şahin C., 13 Numaralı Tahrir Defterine Göre 1455 Tarihli Ordu Yöresi
[55] BOA, TD, nr. 69, s. 313-314, sene 925 (1519)
[56] BOA, TD, nr. 450, s. 647, sene 930 (1523-24); Halacoğlu, AAOC, s. 1212-13
[57] TKA, TD, nr.131, vr.161a, sene Evail-i Ca 992 (Mayıs 1584)
[58] Halacoğlu, AAOC, s. 1214; BOA, MAD, nr. 30, s. 37-38, sene 880 (1475)
[59] BOA, TAD, nr. 337, s. 25b, sene 970 (1652-63); TKA, TD, nr.110, s. 23b, sene Evail-i M 991 Şubat (1583); Halacoğlu, AAOC, s. 1212
[60] BOA C..ML.. 730 29810, H. 1212 (1797); BOA HAT 1600 24 H. 1252 (1836); BOA TS.MA.e 1264 46, H. 1067 (1657)
[61] BOA İE.EV.. 42 4758, H. 1123 (1711)
[62] BOA Bab-ı Asafî def. Nr. 4, 1077 H. 967 (1560)
[63] Türkay, Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, s. 473
[64] BOA MVL 208 12, H. 1269 (1853)
[65] BOA HAT 788 36750, H. 1239 (1823)
[66] BOA DH.TMIK.S.. 51 65, H. 1321 (1903)
[67] BOA. AE.SMST.III -139 -10922, H. 1171 (1758)
[68] wikipedia.org/wiki/Karahasanlar,İnegöl
[69] BOA AE.SABH.I. 43 3071 H.1193 (1779)
[70] Nişanyan, Sevan. “Index-Anatolicus: Türkiye yerleşim birimleri envanteri”.
[71] Çelik, Muharrem
[72] “6360 sayılı kanun” 9 ve 10 Aralık 2012 tarihli Resmî Gazeteler.