Karahasanlıların Yaylaları ve Komları

1- Karahasanlıların Yaylaları ve Komları    

Karahasanlılar, XIII. yüzyılın sonlarından itibaren Halep ve Şam gibi bölgeleri kışlak; Siverek, Besni ve Yeni-İl’deki yaylaları ise yaylak olarak kullanmışlardır. XVI. yüzyılın ortalarından XX. yüzyılın sonlarına kadar olan süreçte, kısmen Halep ve Şam’daki, kısmen de daha kuzeydeki kışlaklarda kalan Karahasanlılar; Elbistan, Pazarcık, Doğanşehir, Afşin, Kadirli ve Andırın’daki bazı yaylaları da yaylak edinmişlerdir. Elbistan’a gelen Karahasanlılar, hâkimiyetleri altında bulunan Nurhak Dağları’ndaki yaylalardan; başka bölgelere dağılan Karahasanlılar ise gittikleri yerlerde bulunan yaylalardan yararlanmışlardır. Zamanla bu yaylalar tamamen sahiplenilmiştir. Neticede Nurhak Dağları’ndaki yaylaların yaklaşık 70 bin dönümlük kısmı, 1934 yılında resmî olarak Karahasanlılar adına kaydedilmiştir. Son kadastro çalışmasında ise Karahasanlılar adına kayıtlı olan bu yaylaların 11 bin dönümlük kısmı Hazine adına tescil edilmiştir. Ancak bu yaylalar, hayvancılıkla uğraşan Karahasanlılar tarafından kullanılmaya devam edilmektedir.

Yazı Kuyusu

       Esas uğraşları hayvancılık olan Karahasanlıların hayatında yayla ve yaylakların son derece önemli bir yeri vardır. Bu nedenle yaz mevsimi geldiğinde, kışlaklardan ayrılan Karahasanlılar önce yakın yaylalara, ardından daha uzak yaylalara çıkarlardı. Tabiri caizse yayla zamanı geldiğinde kışlaklar tamamen boşalırdı. Daha sonraki dönemlerde çiftçiliğin gelişmesiyle birlikte, yaylalar ile kışlaklarda bulunan nüfus zamanla dengelenmeye başlamıştır.

       Yaylalarda dört ila beş ay kalınırdı. Zengin ve çeşitli bitki örtüsü sayesinde hayvanlar kısa sürede semirir, koyun ve keçilerin sütü bol ve yağlı, yapağı ve kılları ise gür ve kaliteli olurdu.

       1950’li yıllara kadar bu yaylalar ardıç, kamalak türü çam, meşe ve badem ağaçlarıyla kaplıydı. Ancak kontrolsüz kesimler nedeniyle bu ağaçlar 1980’li yıllara gelindiğinde büyük ölçüde yok olmuştur. 1990’lı yıllardan itibaren terör tehdidi nedeniyle yaylalara çıkılamaması sonucu, yeniden filizlenen bitkiler büyümeye başlamıştır.

Tahtalı Yaylası

       Bu yaylalarda özel bitki türleri yetişmektedir. Bunlardan biri yalnızca Ali Göl civarında yetişen “Yayla Gülü”dür. Bu bitki, yerli ve yabancı botanikçilerin ilgisini çekmektedir. Bir diğeri ise “Göbelek” adı verilen bir mantar türüdür. Ardıç ağacı ile çakşır otunun birlikte bulunduğu alanlarda yetişen bu mantar, ilkbahar aylarında ortaya çıkar. Toprak renginde olduğu için fark edilmesi güç olan ve beş kilograma kadar ulaşabilen bu mantar, yağmurdan sonra güneş vurduğunda gümüş gibi parlamaktadır. Bir başka önemli bitki ise “Yayla Çayı”dır. Tarihî kayıtlarda bu bitki için, “Nurhak Dağı’nda az bir terbiye ile kullanımı mümkün olabilen yabani çay ortaya çıkar.” denilmektedir[97]. Yaylalarda ayrıca hayvan yemi olarak kullanılan çakşır otu da yetişmektedir.              

Ayrıca, ardıç ağaçlarının dibinde damar şeklinde Kök Karanfiller ile sulak yerlerde biten Süt Otu, Sirken Otu, Yabani nane (Yarpuz), Tirşik ve Yabani Bezelye gibi bitkiler de yetişmektedir.

                     

a) Elbistan’daki Yaylaları:

    Ana Yaylalar: Alıçlı, Yazı Kuyusu, Örtülü, Darı Deresi, Sarımsaklı, Hıdırkınık, Süleyman’ın Yurdu, Yusuf’un Yurdu, Pekmez Pınarı, Çakıllı Pınar, Barak Han, Yukarı Kadı ve Aşağı Kadı, Top Taş.

    Ara Sıra Konaklanan Yaylalar: Kando Kuyusu, Sakal Tutan, Sarı Sulak, Hopık, Mamo’nun Komu ve Yumru Deresi.

    Erken İlkbaharda Konaklanan Yaylalar: Arpa Çukuru, Büyük Yuva, Küçük Yuva, Kokmuş Kuyu. Türkören’deki Mahkanlı Yurdu.

    Sadece Hayvanların Yattığı Yerler: Güngörmez ve Beygir Meydanı’dır.[98].

    Kadı Yaylası ve Ali Göl Dağı

    b) Pazarcık’taki Yaylaları:

    Sırıklı Yaylası ve civarı ile Ağanın Yurdu’dur. Pazarcık’ta daha önce Karahasanlılar adına kayıtlı olan bu yaylalar yapılan son kadastro çalışmasıyla Hazine adına kaydedilmiştir.

    Sırıklı Yaylası

    c) Doğanşehir’deki (Begre ve Kapıdere)Yaylaları:

           Karahasanlıların buradaki yayları; Fillo Yaylası, İrotu Yaylası, Deli Bayram Yaylası, İtme Dağı ve Bıro (kardeş) Yaylası’dır. Daha önce Karahasanlılar adına kayıtlı olan İtme yaylası, son kadastro çalışmasıyla Hazine adına kayda geçmiştir.

    Kapıdere’de Bir Yayla

    d) Afşin’deki (Koçovası ve Oğlakkayası) Yaylaları:

    Karahasanlıların buradaki yayları; Soğuk Pınar, Kör Kuyu ve Karakuz (Kıçoların) Yaylasıdır[99].

    Karakuz Yaylası

    e) Kadirli’deki (Karatepe) Yaylaları:

           Karahasanlıların buradaki yaylaları; Halbur, Geben, Meryemcil, Kırksu Azgıt, Sayca, Akifiye, Kaleboynu, Kirazlıdere ve Temre Çamuru’dur. Bu yaylalardan ilk beşi yoğun olarak kullanılan, diğerleri ise ara sıra kullanılan yaylalardır. Bu yaylalardan Andırın ilçesi sınırları içinde bulunan Geben ve Halbur Yaylaları, Karatepeli Karahasanlılar adına tapuluymuş. Karahasanlılar, Geben Yaylası’na uzun süre çıkılmayınca, burada yaşayan halk arazileri işlemeye başlamış. Kadastro çalışmaları sırasında ise yayla, 1973 yılında, toprağı işleyen Geben köyü sakinlerine satılmıştır. Günümüzde Karatepeli Karahasanlılar adına kayıtlı herhangi bir yayla bulunmamaktadır.

    Halbur Yaylası

           Karatepe köyü, 1959 yılında “Karatepe-Aslantaş Millî Parkı” ilan edilince, köyde kıl keçisi beslemek yasaklanmıştır. Karatepe-Aslantaş Barajı’nın yapılmasından sonra hayvancılık faaliyetleri ve dolayısıyla yaylalara çıkışlar giderek azalmıştır. Günümüzde az sayıda Karatepeli, Halbur ve Kırksu yaylalarına çıkmaktadır.[100].

    Kara Çadırlar:

                 Yayla kültürünün önemli bir unsuru olan kara çadırlar hem kışlakta hem de yaylakta barınmak için kullanılıyordu. Kolay kurulan kara çadırlar, göç ederken de kolay sökülüyor ve rahat taşınıyordu.

      Kara çadır yapmak için, önce kirmen (teşi) adı verilen bir aletle keçi kılları eğrilerek ip haline getirilir. Daha sonra, üretilen bu iplerden yaklaşık 60-70 cm eninde ve 9-10 m uzunluğunda ve sık şekilde dokunan çadır parçaları meydana getirilir. Sonra da bu parçalardan on adedi birleştirilerek, çadır oluşturulur. Yer tezgâhlarında dokunan bu çadırlar, kullanıldıkça su geçirmezliği artar.

      Bir Türkmen Kara Çadırı

             Çadırlar, peyk denilen yaklaşık bir metre yüksekliğindeki taş duvarların üzerine kurulur. Bu peykler, çadır içinin daha ferah ve kullanışlı olmasını sağlar. Çadırlar, günlük oturulan ve yatılan Yüklük ile mutfak ve kiler olarak kullanılan Evlik adı verilen iki bölümden oluşur. Çadırın girişi hangi yöndeyse, ocak yeri bunun ters tarafına yerleştirilir. Çadırın içine kıldan yapılmış çul, üstüne ise keçe serilir. Çadıra gelen konuklar, köşedeki yüklüğün bulunduğu yere oturtulur. Kadın ve çocuklar kapı girişinin karşısına, aile reisi ise orta direğin dibine oturur. Maddi durumu iyi olanlar, çadıra ayrıca halı sererler. Çadırlarda çok sayıda minder ve sırt yastığı bulundurulur. Çadırların büyüklüğü, direk sayısına göre belirlenir. Bir çadırda en az üç ahşap direk bulunur; büyük çadırlarda ise dört ya da beş direk yer alır.

             Kara çadırlar; çadır bezi, direk, çanak, bakara, sitil kazıkları, kapak, bağlar (pejin), bağ kazıkları ve saçak gibi çeşitli parçalardan oluşur[101].

      2) Karahasanlıların Komları

      Kom, Doğu Anadolu’da yaygın olarak görülen ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü insan ve hayvan barınaklarıdır. Karahasanlılar, yerleşik hayata geçtikten sonra nüfuslarının ve hayvan sayılarının artmasıyla hem barınma ihtiyaçlarını karşılamak hem de hâkimiyet alanı olarak gördükleri yerlerin sınırlarını belirlemek amacıyla, dağınık şekilde komlar kurmuşlardır. Böylece hem iskân alanlarını hem de otlaklarını genişletmiş, zamanla bu alanları tamamen sahiplenmişlerdir. Neticede Karahasanlılar, bu komları yıllarca kullandıkları yaylakların tapusu gibi görmüşlerdir.

      Bu komların başlıcaları, Mamo Emmi’nin Komu, Ağanın komu, Kamıklıların komu, Mehmet’in (Momık, Hasan ve Derviş Ağanın babası) komu, Ollıkların komu, Hasıkların komu ve Mıstıkların komudur.

      Sarı Mağara ve Mamo Emmi’nin Komu

      _____________________________________

      [97] 1303 (1885) yılına ait Halep Salnamesi

      [98] Hüseyin Güven, (Emekli Öğretmen)

      [99] Kanber Boztaş, (Esef oğlu

      [100] Mehmet Hakkoymaz, (Ömer oğlu, Emekli Öğretmen)

      [101] Uğurlu, S., Ar. Öğr. Görevlisi, Türklerin Geleneksel Evi Karaçadır.